Kişisel GelişimYaşama Dair

Yaşamın 8 Temel Yasası

Hayatınızın temellerini evrensel yasalara göre oluşturun!

Dünyadaki yaşam bir takım oyunudur. Bu oyuna katılıp katkıda bulunabilmek için kuralları öğrenmek son derece önemlidir. Herkesin kafasına göre hareket ettiği bir futbol maçı meydan kavgasına dönüşeceği için, sahaya çıkmadan önce kurallar oyunculara öğretilir. Aynı şekilde, doğmadan önce bize de evrensel yasalar öğretilmektedir. Evrensel yasaları anlayıp onlara uygun yaşayarak dünyada cenneti yaratabiliriz. Fakat insanlar bu yasaları unuttuğu ya da onları göz ardı etmeyi tercih ettiği için dünyadaki yaşam bir meydan kavgasına dönüşmüştür. Bu yazının işlevi evrensel yasaları hatırlatmak ve onlara ışık tutmaktır.

İnsanlar bu oyunu binlerce yıldır gürültücü çocuklar gibi kargaşa yaratarak oynamaktadırlar. İlişkiler ihtiyaç ve kontrol arzusuna göre şekillenmiş, başarı kavramı maddi kazanımlar ve mal varlıklarıyla tanımlanmıştır. İnsanlar fiziksel ve cinsel duyularına odaklandıkları için, öfke, acı ve korku baskın duygular olmuştur. İnsanlar varlıklarını gereğinden fazla ciddiye aldıklarında, kendilerine ve diğerlerine yönelik eleştirel ve yargılayıcı tutumlar benimsemektedir. Birçoğu kendini gergin, kontrolden çıkmış gibi hissetmektedir. Sık sık varoluşlarını haklı çıkarmaya ya da üstünlüklerini kanıtlamaya ihtiyaç duydukları için, yaşam bir güç mücadelesine dönüşmüş, uyumsuzluk hüküm sürmüştür.

Değişim zamanı geldi. İlahi hoşnutsuzluk insanların kalplerinde yer etmeye başlıyor. Dünyadaki ortak bilinç değişim sürecine girdiğinden artık insanları sadece ihtiyaçlar ve açgözlülük tatmin etmiyor. İnsanlık daha iyi bir yaşam biçimine özlem duyuyor. Buna ulaşabilmek için kuralları öğrenmemiz, işbirliği yapmamız ve oyunu bu kurallara göre oynamamız istenmekte. Bir üst lige yükselme hazırlığı içindeyiz.

Hepimizin görevi kendimizi bu değişime hazırlamak ve sıçrayışa hazır olmaktır. Yaşam labirentinde kafa karışıklığı ve korku içerisinde amaçsızca koşuşturmaya bir son vermemiz gerekiyor. Artık kendimize güvenerek ve amaç duygusuyla yeni bir alana doğru ilerleme zamanımız geldi.

36 evrensel yasa var. Bu yazımda yaşamın 8 temel yasasını ele alacağım!

-Evrensel Yasalar-

Yaşamın Temel Yasaları

1. Yukarıda nasılsa, aşağıda da öyledir!

Yukarıda nasılsa, aşağıda da öyledir. Evren’in ilk yasası budur. Bir ebeveyn olarak, çocuklarınız ister bebek, ister emekleme çağında, ister yetişkin olsun, hepsine karşı içinizde aynı sevgiyi hissedersiniz. Zor bir dönemden geçiyor olsalar bile, onlara yönelik inancınızı yitirmezsiniz. Bir anne küçük çocuklarının davranışları karşısında üzüntüyle başını sallasa bile, onları yargılamaz. Büyüyeceklerinin bilincindedir.

Küçük bir oğlan çocuğunun annesiyle babası, kız kardeşini kıskandığı için onu daha az sevmeye başlamazlar. Onu anlayışla karşılar, uyum sağlamasını zorlaştıran duyguları konusunda yardımcı olmaya çabalarlar. Çocuk büyüdüğünde, ev ödevini yapmakta zorlandığı için onu sevmekten vazgeçmezler. Yardımcı olmayı önerirler.

Çalkantılı duygulara kapıldığınızda ya da bir işi yapmakta zorlandığınızda Tanrı sizi sevmekten vazgeçmez. Ya da sizi yargılamaz. Onun yerine koymuş olduğu yasaları aracılığıyla size cesaret verir ve yardımcı olur.

Mutlak sevgi her yerde aynıdır. Yukarıda, aşağıda, sağda, solda fark etmez!

2. İçeride nasılsa, dışarıda da öyledir.

Dünya bir eğitim alanıdır. Burada derslerimiz bize sunulurken, dış dünyamız, iç dünyamızın kusursuz bir yansıması olarak şekillenir. İçten içe öfkeliyseniz, öfkenizi kendinizin bile farkına varamayacağı kadar derine gömmüş olsanız bile, hayatınızda öfkeli insanlar olacaktır. Onların işlevi reddettiğiniz öfkenizi size yansıtmaktır. Başka bir yaşamda köklenmiş, içinizin derinliklerine işlemiş bir terk edilmişlik hissiniz varsa, insanlar size bu hissinizi yansıtacaklardır. Sizi terk edebilir, sizinle aralarına duygusal mesafeler koyabilir ve hatta ölebilirler.

Kendinizi fazla eleştiriyor, düşüncelerinizle sık sık kendinizi hırpalıyorsanız, bu durumun bir yansıması olarak sizi aşağılayan hatta belki de fiziksel saldırılarda bulunan insanları hayatınıza çekmeniz muhtemeldir.

Kendini güvende, sevgi dolu, koruma altında ve mutlu hisseden bir kişinin etrafını onu seven insanlar çevreleyerek, onun güvende, koruma altında ve mutlu bir yaşam sürmesini sağlarlar.

İçinizdeki bütünlüğün dışınıza yansıması kaçınılmazdır. Siz bu özelliklere ne kadar sahipseniz, hayatınıza giren insanlar da o kadar yaratıcı, cömert kalpli, dürüst ya da alçakgönüllü olacaktır. Evren sizin gerçekliğinizi yansıtmak üzere kendini yeniden düzenler.

Gerçekten de, içeride nasılsa, dışarıda da öyledir

3. İstek Yasası

Bir arkadaşınıza yardımcı olmak için işleri aceleye getirip hayatına müdahale ederseniz, onun arkadaşlığını yitirmeniz son derece muhtemeldir. Dahası, sizden yardım istememiş birine yardım ettiğinizde, onun bu sorunu kendi başına çözmesini engelleyerek öğrenim sürecini yavaşlatmış olursunuz. Muhtemelen o kişinin eski, kendine bir faydası dokunmayan yaşam biçimini sürdürmesine yardımcı olmaktan öteye geçemezsiniz.

Birine onun rızasını almadan yardım ettiğiniz ya da tavsiyeler verdiğinizde, işlerin ters gitmesi durumunda karmik sorumluluğu da siz üstlenmiş olursunuz. Davetsizce müdahale etmek saygısızlık olarak kabul edilir. Bu yüzden yardımınız büyük olasılıkla görmezden gelinecek ya da takdir edilmeyecektir.

Boğulan birine yardım etmeniz gerektiği şüphesizdir. Kör birinin kaldırımdaki çukurun kenarından geçmesine yardımcı
olursunuz. Hastaları ve matemdekileri teselli edersiniz. Ancak, birinin kendini içine soktuğu durum canınızı sıkıyorsa, bu sizin sorununuzdur. Başka birini kurtarmak yerine kendinize bakmanız gerektiğini açığa vuran bir işarettir.

Evrensel kanunlar gereği size asla müdahale edilemez. Bu sebeple istemeniz gerekir.

Yardım istemeye hazır olduğunuzda, yardım almaya da hazır hale gelirsiniz. Durumun içinde barındırdığı bilgeliği kabullenmeye hazır olursunuz. Böylece evrensel güçler size yardımcı olmak üzere harekete geçebilirler.

4. Çekim Yasası

Bir radyo vericisi belirli bir frekans aralığında yayın yapar. Bu dalga bandından yayınlanan bir programa ilgi duyan herkes o istasyonu açabilir. İnsanlar da radyo vericilerine benzer. Hayatlarının sahnesini bu şekilde yayınlarlar. Davranış kalıplarını, duygusal enerjilerini, düşünce yapılarını, inkar ettikleri, sevdikleri ve sevmedikleri şeyleri ve çok daha fazlasını evrene yayarlar.

Radyoda ilginç bir program dinlemek istediğinizi zihninizde canlandırın. Açabileceğiniz yüzlerce radyo istasyonu var ve hangisini dinleyeceğinize karar vermeye çabalayarak istasyonlar arasında gezinip duruyorsunuz. Birçoğunu hemen değiştiriyorsunuz. Arada sırada biri dikkatinizi çekiyor. Ağır ya da komik, sıkıcı ya da ilginç, saldırgan içerikli ya da huzur verici bir program olabilir bu. Herhangi bir özelliği, sizin onu dinlemeye devam etmenize yol açıyor. Bazı özelliklerinden hoşlanmanıza rağmen, program size kısmen itici de geliyor olabilir. Yine de onu dinlemeye devam ediyorsunuz.
İnsanları da aynı şekilde kendimize çekeriz. Bizimle aynı frekansta olmayan insanlar çekim gücümüzden etkilenmezler. Bizi es geçerler.

Yaydığınız titreşimler bazen bilinçli bazen de bilinçsiz enerjiniz tarafından yaratılır. Söz konusu titreşimlerin bazıları itici, bazıları çekici ve bazıları da etkisizdir. Bunun altında yatan evrensel yasa, benzer titreşimlerin birbirini çektiğidir. Bizimkine benzer titreşimler yayan insanları ve durumları hayatımıza çekeriz.

Siz bir mıknatıssınız: Size benzeyen şeyleri kendinize çekersiniz. Bu yüzden eski kişisel gelişim kitaplarında var olan ve ilk önce aksiyona yönlendiren YAP, SAHİP OL, OL! üçleme sırası evrensel olarak geçerli değildir. OL, YAP, SAHİP OL! sırası geçerlidir.

İlk önce OL, sonra YAP ve SAHİP OL!

5. Direnç Yasası

Birçok insan ne yaptığının farkına varmadan Direnç Yasası’nı harekete geçirir. Bilinçaltınız ve evrensel bilinç bilgisayar gibi çalışır. Bilgisayar olumsuz talimatları kabul edemediği için, ona belirli bir dosyayı açmamasını söyleyemezsiniz. O dosyayı istediğinizi varsayarak onu açacaktır. Zihniniz olumsuz ve olumlu talimatları ayırt edebilir, fakat bilinçaltınız bunu yapamaz. Zihniniz araba kullanmak, televizyon izlemek ya da bir meseleye odaklanmakla meşgulse, gönderilen
mesajı bilinçaltınız alabilir. Örneğin; bir çocuk ev ödevini yaparken zihni tamamen meşguldür. Tam o sırada annesi, “Hata yapma!’ dediğinde bu mesajı bilinçaltıyla alır. Olumsuzluk ekini göz ardı ederek mesajı “Hata yap!’ olarak algılar. Olumlu bir tavırla “Ödevini doğru yapabilirsin,” demek çok daha iyi olacaktır. Benzer bir biçimde, bir adamın zihni vereceği konferansla meşgulken karısı “Akşam yemeğine geç kalma!’ dediğinde, ileride yaşanacak bir sorunun temeli atılmış olur. Karısının ‘Akşam yemeği saat sekizde!’ demesi daha yerinde olacaktır.

Bir düşünceyi ya da ifadeyi yeterli sıklıkta tekrar ederseniz, o sizin bilinçaltınıza işleyecektir. Bazı insanlar hastalığa direndikleri için yaşamlarından hastalık eksik olmaz. Sürekli “Hasta olmak istemiyorum!’ diye düşünürseniz, ‘hasta’ kelimesi durmadan bilinçaltınıza sızar. Bilgisayarınız sizi hasta edecek bir program aramaya başlar.

Bilinçaltınız kendinizi rahat hissettiğiniz durumlarda da açıktır. Korkularınızı hayatınıza çekebileceğiniz için, güneşin altında rahatça uzandığınız anlar endişelenmek için kötü zamanlardır. Hayatınızda gerçekleşmesini istediğiniz şeyleri zihninizde canlandırmak içinse mükemmeldir. ‘Olmaz’, ‘olamaz’, ‘yapmayacağım’ gibi yüklemler ve diğer tüm olumsuzluk ekleri Direnç Yasası’nı harekete geçirir. ”Asla kendime göre bir eş bulamayacağım’ düşüncesi, size
uygun kişileri kendinizden uzaklaştırmanıza yol açar.

“Fakir olmak istemiyorum,” diye düşünmek fakirleşmenize sebep olur.
“Bu berbat evde yaşayamıyorum,” diye düşündükçe o berbat evde yaşamaya devam edersiniz.
“Geçimsiz bir insan değilim,” cümlesi yeterince tekrar edilirse, kişiliğinizin geçimsiz yanlarını ortaya çıkarmanıza yol açar.
”Asla annem gibi olmayacağım,” cümlesi, tıpkı onun gibi olacağınızı garantiler.

Direndiğiniz şeye dönüşürsünüz. Direndiğiniz her neyse, sizin onunla mücadele ederken harcadığınız enerjiyi kullanarak hayatınızda kalmayı sürdürür.

Bilgisayara ‘Sağlıklıyım’ komutunu göndermek sağlığı hayatınıza çekecektir.
“Kendime uygun bir eşi hak ediyorum,” diye düşünmek o kişiyi size yaklaştırır.
“Zenginliği memnuniyetle karşılıyorum,” düşüncesi zenginliği hayatınıza çeker.
“Güzel bir evde yaşıyorum,” diye düşünmek güzel evi size yaklaştırır.
“Ben bilgeyim,” olumlaması, kendi bilgeliğinizle irtibat kurmanızı sağlar.

Asla başarısızlığa ya da yoksulluğa direnmeyin. Onun yerine başarıyı ve zenginliği kendinize çekin. Olumsuzluklara direnmek yerine, her zaman olumlu düşüncelere odaklanın.

Direndiğiniz şeyler hayatınızda kalmaya devam eder ve enerjinizi tüketirler. İstediğiniz şeylere odaklanarak kendinizi hayat dolu hissedin.

6. Yansıma Yasası

Dünya size sürekli aynada kendinize bakma fırsatı verilen muhteşem bir eğitim alanıdır. Evren’ in aynası o kadar dürüst ve gerçektir ki, en derin sırlarınız bile yansımanız olarak karşınıza çıkar. Hayatınızdaki tüm insanlar ve durumlar bir özelliğinize ayna tutmaktadır. İçeride nasılsa dışarıda da öyledir.

Aynadaki yansımanızla karşılaştığınızda gördüğünüzü beğenmeyebilirsiniz, yansımanın bozuk olduğunu iddia edebilirsiniz, fakat gördüğünüz kişinin tamamen başka biri olduğu konusunda nadiren ısrarcı davranabilirsiniz. Evren’in karşımıza çıkardığı bir insan veya durum da bir ayna işlevi görmektedir. Gördüğümüz karşısında atıp tutabilir ya da onu reddedebiliriz. Ancak Evrensel Yansıma Yasası bize aynaya bakıp kendimizi değiştirmemizi hatırlatmaktadır.

Aynaya baktığınızda gözlerinizin çöktüğünü ve yorgun göründüğünüzü fark ederseniz, yansımayı değiştirmeye çabalamazsınız. Daha sağlıklı beslenip uykunuzu almaya özen göstererek yansımanın değişmesini sağlarsınız.
Beğenmediğiniz bir insan hayatınıza girdiğinde tabii ki onu düzeltmeye ya da değiştirmeye çabalayarak zamanınızı ve enerjinizi harcayabilirsiniz. Bunu yapmanız yansımayı değiştirmeye çabaladığınız anlamına gelir. Bu da bir tür inkardır. Bu şekilde davranan insanlar kurtarıcılar olarak bilinirler. Zamanlarını kendileri üzerinde çalışmak yerine yansımayı değiştirerek harcamayı tercih ederler. Yansıma Yasası’nı anladığınızda, kendinizi daha rahat hissedebilmek için başkalarını değiştirmeyi bir daha asla denemezsiniz. Dış dünyayı gözlemleyerek iç dünyanızı değiştirirsiniz.

Hayatınıza giren sevmediğiniz insanlar, size rahatsız olduğunuz özelliklerinizi gösterirler. Duygusuz görünen bir arkadaşınız varsa, kendinize hangi konuda merhametsizce davrandığınızı sorun. Çocuğunuz düşmanca davranışlar sergiliyorsa, kendi öfkenizi gözden geçirin. Son derece dağınık ve düzensiz bir patronunuz olduğunu hayal edin. Ne kadar düzenli ve sorumluluk sahibi olduğunuzu düşünüp gururlanıyorsanız, muhtemelen sizden bu kadar
farklı olduğu için ona epey öfkeleniyor ve sizin yansımanız olamayacağını düşünüyorsunuz. Yine de, kendi içinize yönelip düzensiz bir yönünüz olup olmadığını gözden geçirin. Belki de bir parçanız umursamaz ve
sorumsuz davranmak istiyordur.

Çocukluğunuz sıkı bir disiplin altında ya da sizden çok fazla şey beklenerek geçtiyse, hata yapmaktan ya da ihmalkar davranmaktan korkan bir yönünüz olabilir. Hayatınız boyunca sorumluluk sahibi olup kontrolü asla elden
bırakmadıysanız, bu duruma son vermek korkutucu olabilir. Sorumsuz davranmak isteyen yönünüz çevrenizdeki insanlar aracılığıyla size yansıtılır. Patronunuza ne kadar öfkeleniyorsanız, aynada gördüğünüz düzensiz yönünüze de o kadar öfkeleniyorsunuz demektir.

Eğer hayatınızda sizi kesinlikle rahatsız etmeyen bir özelliğe sahip insan varsa, bu özelliği sizi yansıtmadığı için onun farkına bile varmazsınız. Başka birinin herhangi bir özelliği sizi ne kadar rahatsız ediyorsa, ruhunuz bir yansımaya dikkatinizi çekmek için o kadar çaba gösteriyordur.

Asla size yansıttığı bir şey yüzünden başka birini değiştirmeye çabalamayın. Kendi içinize yönelip kendinizi değiştirin.

7. Yansıtma Yasası

Dünya’ da kendi özelliklerimiz bize geri yansıtılır. Kendimiz dışında algıladığımız her şey, içimizdeki bir şeye ayna tutmaktadır. Bu yüzden dışarıda gördüğümüz her şey bir yansıtmadır. Bir özelliğimizi, örneğin inatçılığımızı ele alıp, bu özelliği çevremizdeki insanların taşıdığını hayal ederiz.

Kendi iyi ya da kötü özelliklerimizi diğer insanlara yansıtıp bu özelliklerin onlara ait olduğunu varsayar, aslında onları taşıyanın bizler olduğumuzu genellikle reddederiz.

Gerçek şudur:

  • Sadece kendinizi görebilirsiniz.
  • Sadece kendinizi duyabilirsiniz.
  • Sadece kendinizle konuşabilirsiniz.
  • Sadece kendinizi eleştirebilirsiniz.
  • Sadece kendinizi övebilirsiniz.

‘Sen’ ya da ‘o’ kelimelerini her söylediğinizde, kendi özelliklerinizi başka birine yansıtırsınız. “Sen tuhafsın,” dediğinizde, bilincinde olmadan karşınızdaki insanda kendi tuhaflığınızı görürsünüz. “O aptal,” dediğinizde, kendi aptallığınızı o kişiye yansıtırsınız. Ya da kendi muhteşemliğinizi karşınızdaki kişide gördüğünüz için “Sen muhteşemsin,” diyebilirsiniz. Başkalarına bilge olduklarını söyleyip kendi bilgeliğinizi kabul etmiyorsanız, bilgeliğinizi dış dünyaya yansıtıyorsunuz demektir.

Başka birinin bizimle aynı şeyi hissettiğini varsaydığımızda, yaptığımız şey bir yansıtmadır. “Bu konuda kendini berbat hissediyor olmalısın,” ya da “Çok keyiflenmiş olmalısın,” cümleleri birer yansıtmadır. Kendi hislerinizi başka birine yansıtırsınız. Onlar tamamen farklı hissediyor olabilirler. “Kimse muhallebi sevmez,” cümlesi bir yansıtmadır. Tanımadığınız biri hakkında “Tabii ki atlardan hoşlanıyor,” demek de öyle.

Hiç kimsenin ne hissettiğini ya da nasıl olduğunu bilmiyorsunuz. Başka birinde gördüğünüz her şey içinizdeki bir özelliğinizin yansımasıdır!

8. Bağlılık Yasası

Hayatta istediğiniz her şeye sahip olabilirsiniz fakat kendinize verdiğiniz değer ya da mutluluğunuz ona sahip olmaya bağlıysa, ona bağlısınız demektir. Bağlı olduğunuz şey her kim ya da her neyse, sizi manipüle edebilir. Artık özgür olamazsınız. İpin ucunda sallanan bir kukladan farkınız kalmaz.

Evren bir enerji çorbasıdır. Her şey döner ve hareket eder. Benzerler birbirini çeker. Bazı enerjiler iticidir. Atomların dansı
devam eder. Ancak, bu büyük enerji kazanında birbirine bağlı bazı insanlar vardır. Yaşamlar boyu uzak mesafelerden birbirine çekilerek bir araya gelirler. Bu bağ onları bağlayıp hapsedebilir.

Zihinsel, duygusal ve fiziksel olarak birbirini çekip sürüklerler ve genellikle birbirleri üzerindeki etkilerinin hiç farkında olmazlar. Bu bağlar, birbirleriyle çözülmemiş sorunları olan insanların arasında oluşur. Öfke, incinme, kıskançlık, çekememezlik ya da ihtiyaç dolu düşüncelerinizi veya sözlerinizi birine her gönderdiğinizde, sizi onlara bağlayan incecik bir ip yaratırsınız. Gelişigüzel bir düşünce zamanla gücünü yitirir fakat olumsuz hislerinizi sürekli Evren’e gönderirseniz, bu ipler bağlara ve halatlara dönüşür. Bu halatlar kalıcıdır ve salıverilmedikleri sürece ikinizi birbirinize bağlar.

Bu kordonlar birbirini izleyen yaşamlar boyunca yeniden devreye girerek, kaçınılmaz bir biçimde sizi aranızda çözülmemiş sorunlar olan kişilere doğru çekerler. Bunun amacı ruhlarınıza bazı şeyleri farklı yapma fırsatını sunmaktır. Eşyalara da bağlanabiliriz. Açgözlülük, gurur, ihtiyaç ve kıskançlık gibi olumsuz enerjiler, ev, araba, iş ya da banka hesabı gibi nesnelerle aranızda güçlü bağlar oluşmasına yol açabilir. Servet tuzağı tabiri tam da bu durumu betimler.

Bağlılık koşullu sevgidir. Bir üstat koşulsuzca sever ve bağlar oluşturmaz. Sevdiği insanları özgür bırakır ve onların kendileri olmalarına izin verir. Sevdiği biri onu terk eder ya da ölürse, yas tutar fakat yıkılmaz. Kendi merkezinde kalır.

Birini sevebilmek için onun belirli bir biçimde davranmasına gereksinim duyuyorsanız, hissettiğiniz şey sevgi değildir. Bu bağlılıktır. Bağlılığın kordonlarından çeşitli yöntemlerle kurtulmak mümkündür. Sevgi onları çözerek özgür bırakır. Siz de kendinizi özgür bırakırsınız. Umutlarımızı ve beklentilerimizi insanların sırtına yüklediğimizde, onlar da kendi davranış kalıplarını tekrar ederler. Kişileri oldukları gibi kabul ettiğimizde muhteşem yönlerini bizimle paylaşırlar. Bu sevgidir.

Erguvan Özbek

Kişisel gelişim eğitmeni. Pazarlama uzmanı. Dijital pazarlama sevdalısı. Konuşmacı. Çözüm üreticisi. Düşünür.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu