Kişisel Gelişim

Yüksek Frekans Yasaları

Evrensel Yasalara uyumlu bir hayat yaşayın!

Evrensel Yasalar

1. Frekans ya da Titreşim Yasası

Korku ağır bir titreşimdir (düşük frekans). Sükunet, huzur ve sevgi ise hafif titreşimlerdir (yüksek frekans). Espriler zor durumların çözüme ulaşmasını sağlayarak enerjiyi yükseltir. Sevgi kederli insanların şifa bulmasını sağlar. Yüksek ve hafif titreşimler, alçak ve ağır titreşimlerin dağılmasını sağlar. Kontrol edilmeyen panik duygusu bir yangın gibi hızla yayılırken, sakin kalan tek bir kişinin varlığı ateşi söndürmek ve herkesin korkusunu yatıştırmak için yeterlidir.

Öfke ve hiddet düşük titreşimli enerjilerdir. Ardında yatan duygular her zaman korku ve güçsüzlük hissedir. Sakin kalıp kendi içimize odaklandığımızda, yüksek titreşimler yaymayı sürdürürüz. Güçleniriz. Bu enerjiye sahip olduğumuzda kendi gerçeklerimizi dile getirebiliriz. Kendimizi nasıl hissettiğimizi sakince açıklayarak öfke ve hiddet gibi duygulardan arınabiliriz. Tek bir çürük elmanın aynı çuvaldaki bütün elmaları çürüttüğü bilinen bir gerçektir. Kötü bir insanın zayıf kişilerin yozlaşmasına sebep olabileceği şüphesizdir, fakat güçlü insanlara etki edemez. Ancak güçlü bir insan saf niyetli ve kararlı davranırsa kötü insanları olumlu bir biçimde etkileyebilir.

Hayvanların bizim farkına varmadığımız titreşimlere tepki gösterdikleri herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Korktuğunuz bir köpek size hırlayarak tepki gösterir. Bir at sizin korktuğunuzu hemen anlayarak ona göre davranır. Öğretmenler gergin ya da sıkıntılı olduklarında sınıflarındaki çocukların daha fazla yaramazlık ettiğini bilirler. Kendinizi güçlü, güven dolu ve sevecen hissettiğiniz zamanlarda, yaydığınız yüksek titreşim karşısında tüm varlıklar ve bitkiler olumlu tepkiler vereceklerdir.

Bir şeyi yapmak zorunda olduğunuz ya da yapmanız gerektiğini düşündüğünüz için yapmak, düşük titreşimli bir eylemdir. Suçluluk ya da zorunluluk hissi, bir şeyler yapmak için iyi sebepler değildir. Tutumunuzu değiştirdiğinizde ya da gerçekten yapmak istediğiniz şeyi yapmaya karar verdiğinizde, yüksek frekanslı enerji yaymaya başlarsınız.

Sadece bize keyif ve mutluluk veren şeyleri yapmaya ne kadar erken başlarsak, kendimizin ve etrafımızdaki insanların frekansını o kadar çabuk yükseltiriz.

Özgüven eksikliğinin sebebi kendi zihnimizde dönen olumsuz konuşmalardır. Karanlık hayal gücümüzden kaynaklanan bu konuşmaların düşük titreşim yaydığını söylemeye gerek yoktur. Diğer yandan, kendi değerimizi bilip özgüvenli bir tutum benimseyerek yüksek frekanslı ışık enerjisini etrafa yayarız.

Gerçekte kim olduğunuzu hatırlayın. Siz muhteşem bir varlıksınız. Güzel, inanılmaz, coşkun, hayat dolu bir varlıksınız. Bu gerçeğin farkına varıp bir ışık üstadı gibi davranırsanız, etrafınıza yüksek titreşimli enerjiler yayarsınız. Tek yapmanız gereken kim olduğunuzu keşfedip olduğunuz kişiyi kabullenmektir.

Hayal gücünüzü kullanarak özgüven, neşe gibi hisleri ya da güzel renkleri auranıza ekleyebilirsiniz. Karşınıza çıkan sorunlara olumlu çözümler bulduğunuzu imgeleyebilirsiniz. Böylece yüksek frekanslı bir varlığa dönüşebilirsiniz.

Yaşamınızı memnuniyet, zarafet, neşe, dürüstlük, cömertlik ve diğer güzel nitelikleri taşıyarak sürdürüyorsanız, başkalarının düşük frekanslı enerjilerini otomatikman dağıtarak onları daha yüksek seviyelere çekersiniz. Karma Yasası’ na göre, yaptığınız iyilikler size geri dönecektir.

Lanet okumak ağır, karanlık bir düşünce bulutu yaratır. Şiddet, incinme, kötüye kullanma, kıskançlık, suçluluk ya da diğer olumsuz duygulara dair düşünceler için de aynı şey geçerlidir. Affetmekle, şefkatle ve neşeyle bu enerjilerin dönüşüm geçirmesi sağlanabilir. Yeterince insan, karanlığın ve şiddetin hakim olduğu bir bölgeye ışıklarını odaklarsa, orada iyilik ve barış hüküm sürmeye başlayacaktır.

Zenginliğin bir titreşimi vardır. Zengin olmak istiyorsanız zenginmişsiniz gibi düşünün.

Başarının da bir frekansı vardır. Dışarı çıkıp başarılı insanların arasına karışırsanız, sizin titreşiminiz de onlarınkiyle uyumlu hale gelecektir.

Spiritüel ışığınızı arttırmak istiyorsanız, spiritüel insanlarla bir araya gelerek titreşiminizin onlarınkiyle birleşmesini sağlayın.

2. Mucize Yasası

Fizik yasalarıyla normal bir biçimde açıklanamayacak bir olay meydana geldiğinde evrensle yasalara başvurmamız gerekir. Dünya’da Karma Yasası’nın geçerli olduğu ağır bir titreşim alanında yaşarız. Arada sırada bir aralık oluşturarak ilahi enerjiye geçiş yapmamıza olanak veren bir şeyler gerçekleşir. İlahi frekans düşük enerjiyi dağıtıp dönüştürür ve bir mucize meydana gelir.

Dünya çapında bilinç yükselmesi daha hızlı yaşanmaya, daha fazla insan İlahi Varlık’a erişmeye başlamıştır. Bu yüzden daha fazla insan mucizevi deneyimler yaşamaktadır. İçtenlikle affetmek ve koşulsuzca sevmek, mucizelerin gerçekleşmesine olanak tanıyan ilahi enerjilerdir.

Eşzamanlı olaylar ve tesadüfler de birer mucizedir. Evrensel güçler perde arkasında çalışarak uçsuz bucaksız ve olağanüstü Evren’i koordine eder, önceden belirlenmiş karşılaşmaların gerçekleşmesini sağlarlar.

Titreşiminiz yükseldikçe daha fazla evrensel yardımı kendinize çekersiniz, bu yüzden mucizeler, eşzamanlı olaylar ve tesadüfler, Evren tarafından gönderilen, doğru yolda ilerlediğinizi belirten mesajlardır.

3. Şifa Yasası

Her şey ışıktır. Işık enerjidir. Fiziki bedeniniz bilincinizin enerjisiyle inşa edilmiştir. Bu bilincin sadece bu yaşamdaki bilinciniz olmadığını söylemeye gerek bile yoktur. Her ruh Dünya’ da sadece bir kez yaşasaydı, bazıları çok sağlıklıyken bazılarının engelli ya da hasta olarak doğması adil olmazdı.

Bedeniniz ruhunuzun birçok yaşam boyunca kazandığı bilinciyle şekillenmiştir. Evrensel açıdan her şey mükemmeldir. İnsan bedeninde yaşamayı tecrübe etmek için buradasınız. Bazı fiziksel seçimler, siz doğmadan önce ruhunuz tarafından yapılır ve fiziksel engeller olarak da kendini gösterebilir. Alt benliğiniz olan kişiliğiniz, an be an yeni seçimler yaparak yaşamını sürdürür.

Dünya’da sadece iki temel duygu vardır. Bunlardan biri korku, diğeri ise sevgidir.

Seçtiğiniz deneyimlere korkuyla direnirseniz, zihinsel, duygusal ya da spiritüel bedenlerinizde tıkanmalar yaratırsınız. Bu durum sonunda fiziksel hastalığa yol açar. Esnek olmayan, sabit inançlar ve zihinsel tutumlar gerginliğe yol açar. Bir organınızı uzun süre gergin tutarsanız fiziksel bir sorunun ortaya çıkması kaçınılmazdır. Reddedilen ya da bastırılan duygular, kendilerini fiziksel rahatsızlıklar olarak açığa vurana dek bedenimizin içinde bekler. Spiritüel benliğinizi ve muhteşemliğinizi tanımayı reddederseniz, kutsal enerjiyle bağlantınızın kesilmesine ve bedeninizin çökmesine yol açarsınız.

Tüm hastalıkların sebebi enerji tıkanmalarıdır. Bedeninizdeki hücreler, mutlu olduğunuz ve sevgiyle aktığınız durumlara, sağlıklı kalarak karşılık verirler. Bedeniniz kum birikintileri yüzünden önü kesilmediği sürece akmayı sürdüren bir enerji nehri gibidir. Sevgi bedeninizi temiz ve akış içinde tutan, yüksek frekanslı bir enerjidir. İfade edilmeyen keder, incinme, öfke ya da kıskançlık gibi korku kaynaklı hisler düşük titreşimlidir ve kum birikintileri gibi akışı engellerler.

Bentleri kaldırıp nehirden aşağıya büyük miktarda su akmasını sağlarsanız, kum birikintisi temizlenerek okyanusa dökülecektir. Şifa enerjisi akışının yarattığı etki de budur.

Şifa bulma, yüksek frekanslı enerjinin bedende akmasıyla, hastalığa yol açan enerji tıkanıklığını dönüştürdüğünde gerçekleşir.

Birinin iyileşmesini arzuluyorsanız, bir şekilde ona bağlanmışsınız demektir. Bu bağları çözüp özgür kararlar vermelerine izin vermeniz gerekir. Karşınızdaki kişi için en iyisinin ne olacağına karar vermek sizin üzerinize vazife değildir.

Kendinizi topraklayın. Etrafta uçuşan yüksek frekanslı enerji, gökyüzündeki şimşeklerden daha faydalı değildir. Işığın işe yaraması için topraklanması gerekir. Ayaklarınızdan toprağa kökler uzandığını imgeleyerek kendinizi topraklayabilirsiniz.

Günümüzde insanlığın bilincinde genel bir yükseliş yaşandığı için, giderek daha fazla sayıda insanın üst çakraları ya da spiritüel enerji merkezleri açılmaya başlamıştır. Bunun farkındalığını yaşamanın vakti geldi.

4. Arınma Yasası

Auranız bedeninizi saran bir cüppe gibidir. Özünüz safsa, sizi saran ve koruyan dev bir ışıktır. Çözülmemiş sorunlarınız, auranızdaki lekeler halinde göze çarparlar. Hastaların ve şoka girmiş insanların ince, hatta yok sayılabilecek auraları varken, çok olumsuz insanların auraları kara bir cüppeyi andırır.

Auranız tamamen temiz ve saf olduğunda, size hiçbir şey zarar veremez. Hiçbir olumsuz kişi ya da olay onun ötesine geçemez. Korkularınız incinmenize, zarar görmenize ya da tehlikeli durumlarla karşı karşıya kalmanıza yol açar. Saflık güvenliği beraberinde getirir.

Evrimleştikçe daha fazla aydınlandığımız için karanlık lekelerimiz daha da belirgin hale gelir. Giysilerimiz çamurla kaplanmışken, bir leke zorlukla fark edilir. Temiz beyaz giysilerin üzerinde ise en ufak izler bile göze çarpar.

Giysilerimizin üzerindeki lekelere dikkatimizi çeken insanlar bize hizmet etmektedir. Auramız da giysilerimize benzer. Biri auramızdaki olumsuz bir noktayı açığa vurarak bize hizmet ettiğinde, onun bu yaptığını ‘sinir bozucu’ olarak değerlendiririz. Genellikle böyle insanların geçimsiz ya da sıkıntı verici kimseler olduklarını düşünürüz. Aslında onlar bizim en büyük yardımcılarımızdır.

Eski kırgınlıklar, öfkeler ya da incinmeler auranızda lekeler oluşmasına sebep olur. Kıskançlık, haset, kibir ya da açgözlülük gibi karanlık duygular için de aynı şey geçerlidir. Bu karanlık noktalar bazı zorlukları hayatınıza çekerek temizlemeniz gereken tortuları fark etmenizi sağlarlar.

Aura lekelerini temizlemenin bir yöntemi, aklınıza gelen tüm olumsuz düşünceleri kağıda dökmektir. Bu işi onlardan sıyrılmaya niyetlenerek yapın. Sonra da eğer yapabiliyorsanız, kağıdı yakın. Yakmak ağır enerjinin dönüşüm geçirmesini sağlar. Kağıdı yakamıyorsanız, onu tuvalete atıp sifonu çekebilirsiniz, çünkü su da iyi bir temizleyicidir. Onu da yapamıyorsanız, kağıdınızı toprağa gömün.

Toprak, ateş, su ve hava muhteşem arındırıcılardır. Yeşil çimenlerin üzerinde yalınayak yürümek, negatif enerjinizin ayaklarınızdan geçerek toprağa karışmasını, böylece Toprak Ana’nın onu dönüştürebilmesini sağlayacaktır. Esintili havada dışarı çıkmak zihninizi arındırarak yeniden yaşama dönmenizi sağlayacaktır.

Özellikle de denizde, tuzlu suda yüzerek auranızı yıkayabilirsiniz. Denize girme imkanınız yoksa banyo suyunuza deniz tuzu karıştırabilirsiniz. Tüm bağımlılıklar duygularımızı bastırmak için tekrarladığımız davranışlardan ibarettir. Yemek ya da alışveriş bağımlısı veya alkolik olabilir, düzinelerce bağımlılıktan herhangi birine sahip olabilirsiniz. Auranızın saflaşması için, bastırdığınız bu hislerin salıverilmesi gerekir. Bunu yapmanıza yardımcı olması için ışığa başvurabilirsiniz.

Sigara içmeden ya da size zararı dokunan herhangi bir eylemi gerçekleştirmeden önce, bir an durup ışıktan içinizde yatan, bastırmak istediğiniz duyguyu hissetmenize destek olmasını isteyin. Işıktan reddettiğiniz bu duyguyu açığa vurmasını isteyin. Onu hissetmenize yardım etmesini isteyin. Sonra da onu salıvermenize yardımcı olmasını isteyin.

Üşümüş ve çamurlara bulanmış, hatta muhtemelen kaybolmuş bir çocuğu gözünüzde canlandırın. Üzerinde güzel, şefkatli ve kalın cüppeli bir insan çocukla karşılaştığında, onu ısıtmak için kendi cüppesiyle sarmalayacaktır. Doğal olarak bunu yaparken onun da her yanı çamura bulanacaktır. Başkalarını sevgi ve şefkat dolu auranızla sarmalarken onların ruhsal çamurunun size bulaşmasına yol açarsınız.

Auranız sizinle dış dünya arasındaki tampon bölgedir. Alışverişe çıkarken ya da çok fazla insanın bulunduğu yerlere giderken onu kendinize çekmeniz faydalı olacaktır. Tüm spiritüel çalışmalarda olduğu gibi, auranızı kendinize çekerken de onun sıkıca bağladığınız bir cüppe gibi vücudunuza yaklaştığını hayalinizde canlandırmanız gerekir.

Kirli, çatık kaşlı ve kötü kokan bir insana yakın olmak istemezsiniz. İnsanlar böyle kişilerden uzak dururlar. Auranızın da bir rengi, tadı ve kokusu vardır. Sert, yumuşak, hafif ya da ağır bir hissi olabilir. Eğer bulanık, kokuşmuş ve çözümlenmemiş duygularla doluysa, dış dünyaya karanlık enerji gönderiyorsunuz demektir. Sadece benzer auralara sahip insanlar sizin yanınızda kendini rahat hissedecektir. Aşırı alkol, sigara ve uyuşturucu kullanımı auranızın kirlenmesine yol açar.

Küfrediyor, başkaları hakkında kötü şeyler söylüyor ya da düşünüyor, kırgınlık, suçluluk ya da öfke gibi hislere tutunuyor, kendinizi içerlemiş, endişeli ya da tedirgin hissediyor, çok az egzersiz yapıyor, fiziksel pislik ya da karmaşanın içinde yaşıyor, sağlıksız yiyecekler yiyip aşırı çalışıyorsanız, auranızın arınmaya ihtiyacı var demektir.

Spiritüel yolda ilerlemeyi arzu ediyorsanız, auranızın berrak, hoş kokulu, hafif ve aydınlık olması, güzel renkleri içinde barındırması için onu arındırmanız büyük önem taşır. Böylece sizin gibi yüksek titreşimli insanlar etrafınızı sarabilir.

Arınmak için atılacak adımlar:

  • Düşüncelerinize ve kelimelerinize dikkat edin.
  • Her zaman dürüst davranın.
  • Saf insanlarla arkadaşlık edin.
  • Suçluluk, kırgınlık ve öfke gibi duygularınızı kağıda döküp yakın.
  • Kendinizi ve diğer herkesi her şey için affedin.
  • Auranızı parmaklarınızla dışarıya doğru tarayın.
  • Tercihen yeşil bir alanda ya da deniz kenarında düzenli egzersiz yapın.
  • Etrafınızı Mor Alev’ le sarın ve Yüksek Benliğinizden önünüze Mor Alev’le bir yol çizerek gününüzü arındırmasını isteyin.

Evinizi arındırmak için:

  • Kişisel alanınızı temizleyip düzenleyin.
  • Temiz havanın içeri girebilmesi için pencereleri açın.
  • Daha az televizyon seyredin ve kullanmadığınız elektronik
  • aletleri fişten çekin.
  • Bitkiler, özellikle de eğreltiotları ve aşk merdivenleri ağır ruhsal
  • enerjiyi dönüştürme özelliği taşırlar.
  • Evinizi spiritüel kitaplarla, resimlerle ve renklerle doldurun.
  • Şarkılar ya da ilahiler söyleyin.
  • Tüm odaları tütsülerle arındırın.

5. Perspektif Yasası

Tecrübe eden kişinin bilinci, tecrübenin niteliğini belirler.

Zaman doğrusal değildir. Zihinsel durumunuz zaman algınızı değiştirir. Mutsuz olduğunuz ya da sıkıldığınız anlarda zamanın akışı yavaşlar. Korktuğunuzda ise bu akış tamamen durur. Kendinizi mutlu, heyecanlı ve ilgi dolu hissettiğiniz anlarda zaman hızla ilerler. Frekansımız ne kadar düşükse, zaman algımız da o kadar yavaştır. Yüksek titreşimli aktivitelerle meşgul olan kişiler zamanın hızla geçtiğini hissederler.

Rüyalarımızı genellikle farklı bir zaman boyutunda geçiririz. Boyutlar da algımıza bağlı olarak değişir. Evler ve insanlar, çocuklara göre yetişkinlerin algıladığından daha büyüklerdir. Çoğu kişinin başından, çocukluğunda sık sık uğradığı bir mekana gidip onu beklediğinden çok daha küçük bulduğu bir deneyim geçmiştir.

Dağlar acemi dağcıların gözüne, deneyimli dağcıların algıladığından daha yüksek görünebilirler.

Gecenin bir yarısı bize muazzam ve aşılamaz görünen bir sorun, genellikle sabahları gayet başa çıkılabilir bir problemmiş gibi görünür. Karşılaştığımız zorluk aynıdır. Tek değişen bakış açımızdır.

Maddeyi sıvı, katı ya da gaz olarak algılarız. Aslında etrafımızdaki her şey farklı yoğunluk seviyeleriyle hareket eden atomlar ve moleküllerden ibarettir. Gördüğümüz şey bizim algımıza bağlıdır.

Güzellik bakanın gözündedir.

Her şey bakış açınıza bağlıdır. Yargılama yoktur. Sadece herkesin farklı bir gerçekliği olduğuna yönelik bir farkındalık vardır. Bir şeyi ya da bir kimseyi yargılıyorsanız, bakış açınızı değiştirmenizin zamanı gelmiş demektir.

Her şeye sevgi dolu bir bakış açısıyla yaklaşarak yükseliş yolunda ilerleyebilirsiniz.

6. Minnet Yasası

Minnet etmek gönülden teşekkür etmek anlamına gelir. Bunu yaptığınızda enerji kalbinizden dışarı akarak hem diğer insanların hem de Evren’in bazı karşılıklar vermesini sağlayacaktır. Göstermelik olarak ya da sadece minnettar kalmanız gerektiğini hissettiğiniz için minnet ediyorsanız, sözleriniz ve düşünceleriniz aynı karşılığı almanız için yeterli olmayacaktır.

İçten gelen minnettarlık bolluğun anahtarıdır. Evren’in muazzam kaynaklarının size açılmasını sağlar.

Yargılayıcı ve eleştirel tutumlar sizi cehenneme mahkum eder. Minnettar olmak ve takdir etmenin tam tersi, bu tür tutumlar benimsemektir. Birisi size on kez kötülük yaptıysa, o kişiyi eleştirmeniz ve yargılamanız olasıdır. Öfkelenirsiniz. Bedeniniz gerginleşir. Başınız ağrır. Cehennem budur.

Cehennem’den çıkıp cennete ulaşmanın bir yolu vardır. Size kötülük yapan kişinin acı çeken bir insan olduğunu fark edin. Mutlu insanlar kötü şeyler yapmazlar. Onun iyi bir özelliğini ya da sizin için yaptığı bir iyiliği düşünün. Bu kişiyi takdir etmeye ya da ona minnet duymaya odaklanın. Size karşı tutumu değişse de değişmese de, kendinizi yeniden iyi hissedeceğiniz kesindir. Cennet budur.

Takdir etmek küçücük kıvılcımı büyük bir ateşe dönüştürebilecek esintiyle aynı etkiyi yaratır.

Bir insanın ya da durumun en önemsiz niteliğini bile takdir ettiğinizde, bu niteliğin daha da belirginleşmesini sağlarsınız. Bir şeyi takdir ettiğinizde ve onun için minnet duyduğunuzda ona odaklanır, böylece Dikkat Yasası’ na göre onun büyümesine ve artmasına yol açarsınız.

Minnet Yasası’nı harekete geçiren tutumlar:

  • Olumlu ve minnettar yaklaşımlar benimseyin.
  • Size bahşedilen nimetleri önemseyin.
  • Neşeli olun. Mutlulukla ışıldıyorsanız sahip olduğunuz şeylerin değerini biliyorsunuz demektir.
  • İnsanların iyi özelliklerini hatırlayın.
  • Tüm durumların ve insanların içindeki iyiliğe odaklanın.
  • İnsanları överken cömertçe davranın.
  • “Teşekkür ederim” kelimelerini içtenlikle söyleyin.
  • Sevgi dolu, müşfik ve nazik olun.
  • Kendi muhteşemliğinizin farkında olun.
  • Yaşamı kutlayın ve mutlu olun.
  • Minnettarlık sayısız nimetin size doğru çekilmesini sağlar.

Size bahşedilen nimetleri önemserseniz onların çoğaldığını görebilirsiniz.

7. Hüküm Yasası

Bir portatif merdivenin bir gökdelene yaslandığını gözünüzde canlandırın. Merdivenin altındaki basamakları tırmanırken yeri görebilirsiniz, fakat gökdelenin çatısı ve gökyüzü epey uzağınızdaymış gibi görünür. Evrensel öğrenciliğimizin ilk aşamalarında Tann’ya dua eder, O’ndan istediğimiz şeyi bize vermesini dileriz. Tamamen fiziksel bir anlayışa sahip olan kişiler merdivenin bu en alt bölümünü tırmanmaktadır.

Sadece gördükleri, duydukları ya da hissettikleri şeylere inanırlar ve başkalarından ayrı, hatta üstün olduklarını düşünürler. Bu seviyedeyken dış dünyada bir yol gösterici ararız. Evrenin uçsuz bucaksızlığına ve bizim onun içindeki yerimize dair kısıtlı bir algılayışımız vardır. Bu durum üçüncü boyutta yaşamak olarak bilinir.

Merdivenin alt basamaklarındayken, bulunduğumuz onaylamalar onları sürekli tekrarladığımızda bilinçaltımıza işlenmiş inançları değiştirmemize yardımcı olur. Yükseliş merdiveninin hangi basamağında olursanız olun, dualar ve onaylamalar yolculuğunuza olumlu ve değerli katkılar sağlayacaktır. Merdivenin üst basamaklarına yükseldikçe daha büyük seçenekler karşımıza çıkar.

Ruhsal varlıklar olduğumuzu fark ettiğimizde, materyal dürtüler daha az önemli hale gelir. Daha güven dolu bir hale gelir, herkesle işbirliği yapmayı arzulamaya başlarız. Dış dünyada bir yol gösterici aramaz, kendi içsesimizin bilgeliğine kulak veririz.

Böylece dördüncü boyuta girerek merdivenin daha yüksek basamaklarını tırmanmaya devam edebiliriz. Evren’e bakış açımız epey genişlemiş olur. Dördüncü boyut merdivenlerini sonuna dek tırmanıp beşinci boyuta yükseliş öğretilerimiz için hazırlanmaya başladığımızda, üstatlık mertebesine ulaşırız. Bunun anlamı kendi gerçekliğimizi yaratma sorumluluğunu üstlenmemizdir.

Kendi kaderimizin efendisi olduğumuzu kabul ederiz. Bu yüzden kontrol bizdedir. İlahi Güç’le işbirliği yaparak yaratıcı rolünü üstleniriz. Üstatlık yolunda yükseldikçe, yaratılışa bakış açımız genişlemeye devam eder.

Merdivenin en üst basamaklarına ulaştığımızda, son derece güçlü bir hale geliriz. Tabii ki, bu durumun beraberinde getirdiği sorumluluğu da kabullenmemiz gerekir. Artık denizciliği ve hatta kaptanlığı geride bırakmamızın zamanı gelmiştir. Filonun kumandanı haline geliriz. Kararlar alır ve herkesin uyacağı talimatlar veririz. Bu seviyeye artık herkesin ulaşması mümkündür ve birçok insan yaşamının mutlak efendisi olmayı kabul etmektedir. İçinde bulunduğunuz koşullar için hiç kimseyi ve hiçbir şeyi suçlamadığınızda, bir efendi olduğunuzu anlarsınız.

Spiritüel bir seviyede, bilinçli ya da bilinçsiz olarak spiritüel ışık hiyerarşisiyle bağlantı kurarız ve İlahi Varlık’la işbirliği yaparak neler yaratacağımıza karar veririz. Verilen bir hüküm, Evren’e talimatlara uymasını emreder. Filonun komutanı olarak, herkesi ve her şeyi talimatlarınıza uyması için harekete geçirmek sizin elinizdedir. Bir hüküm verdiğinizde Evren talimatlarınızı uygulamak üzere harekete geçer.

Yeterince ileri görüşlü ya da bilge olmayan bir miço geminin hakimiyetini ele geçirirse, kaos meydana gelebilir. Gerekli hazırlıkları yapmadan hüküm verdiğimizde, ortaya çıkacak sonuçlarıyla karşılaşmaya hazır olmayabiliriz. Hüküm verirken herkesin en yüce iyiliği gözetilerek mutlak bir dürüstlükle davranmak gerektiği şüphesizdir.

Alçakgönüllülükle, gezegene hizmet ettiğinizin bilincinde olarak hüküm verin.

Emir verirken otoriter ve net bir tutum benimseyin. Başınızı ve sırtınızı dik tutarak hükmünüzü yüksek sesle dile getirin. Başarılı yöneticiler şirketlerini yeni bir yöne doğru yönlendirmeden önce başkalarına danışır ve altyapı çalışması yürütürler. Bir hüküm vermeden önce içsesinizin rehberliğine ve eğer gerekliyse dış dünyanın rehberliğine kulak verin. İlk adımınız büyük bir dikkatle hükmünüzün ne olacağına karar vermek olmalıdır. Onu bir kağıda yazın, tüm bakış açılarından yaklaşıp gözden geçirerek, onun son derece olumlu ve net olduğundan emin olun. Gerekliyse, olası kusurlar hakkında geribildirim almak için güvendiğiniz kişilere danışın.

8. İnanç Yasası

İnanç o kadar yüksek frekanslı bir olgudur ki, daha düşük yasaların ötesine geçerek imkansızı gerçekleştirir. İnanç mucizelerin gerçekleşmesine olanak tanır. İnanç şifası Tanrı’yı bize yaklaştırır. İnanç yerinden kımıldamayan bir kaya gibidir. Yağmurun, dolunun ve toprak kaymalarının altında bile sabit durmayı sürdürür. Bu yüzden muazzam bir güce sahiptir.

İnanç Yasası şudur: Bir sonuca ulaşacağınıza yönelik mutlak bir inanç besliyorsanız, o sonuca ulaşacağınız kesindir. Ne kadar şüphe ediyorsanız, başarısızlık ihtimaline o kadar izin veriyorsunuz demektir. İlahi Varlık’a kesin, tam, mutlak bir güven duyduğunuzda, herkes için en iyi olan şeyin gerçekleşeceğini bilirsiniz. İnanç korkuyu ortadan kaldırır.

İnanç iç rehberliğinize ve sezgilerinize sürekli kulak vermek demektir. Körü körüne inanmak başka bir şeydir. Hiçbir temeli olmadığı halde bir şeye güven duymak anlamına gelir. Anlayış eksikliğinden dolayı güven yanlış tarafa yönlendirilmiştir. Körü körüne inanmak, sadece umut etmektir.

Zayıf temeller üzerinde bir ev inşa ederseniz, onun güvenliği konusunda her zaman kararsızlığa kapılmanız ve şüphe duymanız kaçınılmazdır. Binanın çökmek üzere olduğunun belirtisi olabilecekleri için, ortaya çıkan çatlaklar karşısında paranoyaya kapılabilirsiniz.

Sağlam temeller üzerinde inşa edilmiş bir ev böyle güvensizliklere yol açmaz. Yoluna koymanız gereken önemsiz sorunlar olsa bile evin sağlamlığından emin olursunuz. Özgüven insanın kendine inanmasıdır. Özsaygınızın olması ve kendinize değer vermeniz, rahat, başkalarıyla kolayca geçinebilen bir insan olduğunuza işaret eder. Kendi becerilerinize güvendiğiniz ve başkaları da sezgisel olarak size güvendikleri için, kimse kuyunuzu kazamaz.

Sadakati ilişkiye duyulan inanç olarak değerlendirebiliriz. Her beraberliğin para, seks ve diğer konular hakkında farklı temel kuralları vardır. Hayat arkadaşınızın size verdiği sözleri tutacağına yönelik mutlak bir inancınız varsa, ilişkinizde kendinizi güvende hissedersiniz. Arkadaşlığın da bazı temel kuralları vardır. Arkadaşınızın sizinle dalga geçmeyeceğine ya da hakkınızda dedikodu yapmayacağına tamamen inanarak mahrem bir yönünüzü onunla paylaşabiliyorsanız, ilişkinizin güvene dayalı sağlam bir temeli var demektir.

Başarıların, tezahürlerin, duaların ve hükümlerin temeli inançtır.

Bir hayalin gerçekleşeceğine inanıyorsanız o hayalin gerçeğe dönüşmesi gerekir. Yeterince inanç beslemiyorsanız, başka birinden sizin hayalinize sahip çıkmasını rica edin. Onların inancı başarıya ulaşmanızı sağlayacaktır.

İnanç dağları yerinden oynatır. Var olan en yüce güçtür. Sezgileriniz size bir şeyin doğru olduğunu söylerse ve hayalinizin gerçekleşeceğine inanırsanız, başarıya ulaşmanız kaçınılmazdır.

9. İhsan Yasası

İhsan merhametin ilahi dağılımıdır. Karmanın etkilerini ortadan kaldırarak mucizeler yaratır. Maddeyi değiştirebilir. Yaratıcı’nın gücü her şeye yeter ve kavrayamayacağımız kadar yüksek frekanslı bir enerji oluşturur. Tanrı tek bir düşünceyle acıları, hastalıkları, ıstırabı, açlığı ve savaşları sona erdirebilir. Fakat bunu yapması hangi amaca hizmet edecektir?

Ruhumuz duygular ve fiziksel bir beden hakkında bilgi edinmek ve tecrübe kazanmak amacıyla, bu gezegende enkarne olma fırsatını değerlendirmeyi kabul etmiştir. Her düşüncenin, sözcüğün ya da eylemin gerçekliğe tezahür ettiği bir yerde kendi yaşamımızı yaratabilmemiz için, Tanrı bize özgür irademizi de bahşetmiştir.

Dünya’da yaşayan bizler bugüne dek açlığı, hastalıkları ve savaşları yaratmayı seçtik. İhsan alarak ve vererek bu durumu değiştirebiliriz. Borçlarımızı dönüştürmek, duygularımızı değiştirmek, ilişkilerimize ve fiziksel bedenimize şifa vermek için ihsan yasasından faydalanabiliriz. Ancak ihsanı kabul etmeye hazır olmamız gerekir.

Şefkat, empati, merhamet, koşulsuz sevgi ve bağışlayıcılık, ihsan eden ilahi niteliklerdir. Kalbinizi merhametle her açtığınızda sizden yayılan sevgi başka birine ihsan eder. Karşınızdaki kişinin tutumunu değiştirmesini ya da benliğine işlenmiş bir korkudan sıyrılmasını, hatta fiziksel şifa bulmasını sağlayabilirsiniz.

Bağışlayıcılık olumsuzluk engellerini ortadan kaldıran ve dönüştüren ilahi niteliklerden biridir. İki tarafın da duygusal, tutumsal ve fiziksel açıdan şifa bulmasını sağlar.

Kalan son yemeğinizi sevgiyle ve açık gönüllülükle açlık çeken bir dilenciye verdiğinizde, ona ihsan etmiş olursunuz. Yemek kalorilerden çok daha fazlasını içinde barındırır. İlahi sevgiyi taşıyan bu yemek, onun için herhangi bir yiyecekten çok daha besleyici olacaktır. Yüksek frekanslı titreşimler düşük titreşimli acı ve korku titreşimlerini dönüştürdüğü için, ihsan etmek karşınızdaki kişinin şifa bulmasına olanak verir.

Tutumlarımızla karmamızı yaratırız. Tüm kötü hisler ve tartışmalar egoist tutumların karmik sonuçlarıdır.

Anlayışlı ve şefkatli olmaya ya da bağışlamaya hazır olduğunuzu hissettiğinizde, melekler sizi karmanızdan sıyrılmanıza yardımcı olabilecek bir insana yönlendirirler. Bu kişi bir terapist, otacı, masör, alopatik doktor ya da şifacı olabilir.

Sıradan bir insan ya da bilge sözler edebilen biri olabilir. Tutumunuzun tamamen dönüşüm geçirmesini sağlayan bir kitap ya da televizyon programı olabilir. Hazır olduğunuz anda, şifa bulabileceğiniz noktaya yönlendirilirsiniz.

Yabancıları memnuniyetle karşılamak, öfkenizden sıyrılmak ya da hasta ve yaşlıların bakımıyla ilgilenmek için kalbinizi açtıkça, gezegene daha fazla ihsan edilmesini sağlarsınız. Başka biri için dua ettiğiniz ya da birine sevgiyle yardım ettiğiniz her an, gezegen daha fazla ışıkla dolmaktadır.

Erdem insanları özgürleştiren ilahi merhamettir. İhsan edin ve size ihsan edilmesini kabul edin.

10. Birlik Yasası

Bulutların üzerinde uçarken sadece ihtişamlı günışığını görürsünüz. Bulutların altındaysa gölge ve ışık vardır. Cennette sadece ışık vardır. Dünya’da karanlığı ve ışığı tecrübe ederiz. Dünya’da sahip olduğumuz özgür iradenin beraberinde getirdiği ikililik budur. Beşinci boyuttan sonra sadece ışık vardır. Nerede olursak olalım, her şey mükemmeldir. Her şey Tanrı’dır, hepimiz Tanrı’nın parçalarıyız. İkililik sadece ışığımızın gelişmesi için geçirdiğimiz bir öğrenim tecrübesidir.

Birbirlerine derin bir sevgi duyan evli çiftin arasına fiziksel mesafe girdiğinde, aslında birbirlerinden ayrılmazlar. Düşünceleri ve özlemleri onları birbirine bağlar. Hayat aslında bir olduğumuzu öğrenebilmemiz için Tanrı’dan ayrı olduğumuz yanılsamasını karşımıza çıkarır.

Beşinci boyutta sadece tek bir evrensel yasa vardır. Hepimiz biriz. Hepimiz Tanrı’nın parçalarıyız. Buna göre ben Hıristiyan, Hindu, Budist, Müslüman, Yahudi ve Sih’im. Siyah, kahverengi, sarı ve beyaz tenliyim. Erkek ve kadınım. Homoseksüel ve heteroseksüelim. Hayvanım, bitkiyim ve mineralim. Zenginim. Fakirim. İnsanım. Kutsalım. Hiçbir ayrım yoktur. Her şey birdir.

Zarif, karmaşık desenleri ve ışıltılı renkleri olan bir halıyı gözünüzde canlandırın. Kullanılan iplerin hepsi aynı olsa da, renkleri birbirinden farklıdır. Her renk kendi görevini yerine getirir. Koyu renkler açık renkleri vurgular. Yaşam halısını bu kadar heyecan verici kılan şey, renklerin ve dokuların farklılığıdır.

Siz de bu halıdaki önemli bir ip, bütünün bir parçasısınız. Üçüncü boyuta ait bir varlık ırk, cinsiyet ve yaratılışın bütünündeki diğer farklılıklar karşısında korkuya kapılır. Hepimizin bir olduğunu anladığınızda, bu farklılıklara saygı duyarsınız.

Beşinci boyutta “Size nasıl davranılmasını istiyorsanız başkalarına da öyle davranın” kuralı geçerlidir. Halıdaki tek bir ip zarar gördüğünde, tamamının değeri azalmış olur. Bir ip güzelleşirse, bütün halının güzelliğine katkıda bulunur. Bir başkasına yaptığınız her şeyi aslında kendinize yapmış olursunuz.

Harekete geçmeden önce bir an durun ve ”.Aynı şey bana yapılsaydı kendimi nasıl hissederdim?” diye düşünün. Farklı seçimler yapmak isteyebilirsiniz.

Birinin ön bahçenizdeki bir çöpü ortadan kaldırmasını istiyorsanız, o kişinin bahçesine uçmuş şeker paketini yerden toplayın. Herkes Kaynak’a dönerken kendi yolunda ilerler. Başka birinin izlediği rotayı yargılamak bize düşmez. Görevimiz elimizden gelenin en iyisini yapmaktır. Ancak kendi insanlığımızın bilincinde olmamız ve bu duruma saygı duymamız gerekir. Dünya’da yaşarken mükemmel olmamız muhtemel değildir.

Bir çocuğu sürekli eleştirip kusurlarını bulursanız, onun muhteşemliğinden asla haberdar olamazsınız. Köpeğinizi sürekli azarlarsanız onun zavallı bir yaratığa dönüşmesine yol açarsınız.

Kendinizi eleştiriyorsanız, ışığınız normalde olabileceğinden daha az ışıldıyor demektir. Tüm varlıkları kabullenip içlerindeki kutsallığa saygı göstererek, hem onların hem de kendi ruhunuzun çiçeklenmesini sağlayabilirsiniz.

Birlik Yasası her şeyi ve herkesi olduğu gibi, yargılamadan kabul etmek hakkındadır. Bu varlıklar arasına siz de dahilsiniz.

Kendimizi savunma amacıyla yarattığımız koruma kalkanları başkalarıyla birlik içinde yaşamamıza engel olur. Sürekli kendini savunan birine asla yaklaşamazsınız. Birine yakınlaştığınızı, ancak o kişi sahip olduğu bir şeyi sizinle paylaştığı zaman hissedersiniz.

Birbirimizden uzak durmamız Tanrı’dan da uzak durduğumuz anlamına geldiği için, artık bizi birbirimizden ayıran kalkanları indirmeye başlamamız istenmektedir. Dogmalar değişmez yapılar ve duvarlar yaratır.

Onlar, artık sonu gelmek üzere olan Eski Çağa aittir. Sırlar bizi duvarların ardında tutar. Çağımızda uzun süredir gizlenen kirli sırlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Kendi sırlarımızın bu kadar berbat hissetmemize yol açmaları tuhaf bir durumdur. Başka birinin görüşüne göre o kadar kötü olmayabilirler. Paylaşılan bir sır yıkılan bir duvardır.

Dünyanın ışığı sizsiniz. Hiçbir şey ışığınızın mucizesini yok edemez. Ancak duvarlar onu örtebilir. İçinizdeki ışığa yönelin ve başkalarının ışığını görmeye çabalayın.

Bir olduğumuzda, bizi birbirimizden ayıracak duvarlara ihtiyacımız kalmaz. Birlik Yasası’na uygun yaşarken, dinlerin, insanların ve tartışmaların ortak yönlerine bakarak köprüler yaratırız.

Tanrı’nın yarattığı herhangi bir şeye zarar verdiğinizde, kendinize ve Tanrı’ya da zarar vermiş olursunuz. Tıpkı sizin gibi, hayvanların, böceklerin, ağaçların ve bitkilerin de Dünya’ya gelme amacı öğrenmektir. Her şey öğrenir ve evrimleşir. Onlar bizim küçük kardeşlerimizdir. Dünyayı yağmalarsanız tüm yaratılışa zarar vermiş olursunuz. Nasıl siz kendi alanınız üzerinde yetki sahibiyseniz, Bir hayvan da kendi bölgesinde yetki sahibidir.

O halde mutfağınızı karıncalar basarsa ne yapacaksınız? Öncelikle karıncaların Yüksek Benliğiyle ya da evrensel ruhuyla konuşup, onlara bu alanın size ait olduğunu hatırlatın. Bahçedeki bir kütüğün altında ya da kaldırımdaki bir ağacın dibinde, güven içinde yaşayacakları bir yere taşınmalarını isteyin. İki uyarınıza da aldırış etmezlerse, alanınıza saygı göstermedikleri takdirde onları ışığa geri göndermek zorunda kalacağınızı söyleyin. Evinizin içinde değillerse onları öldürmeye hakkınız yoktur. Ağaçları ve bitkileri budamadan önce bunu yapacağınızı düşünce yoluyla onlara iletin.

Hiçbir şeye zarar vermeden hareket edin. Birlik Yasası’nı anladığınızda, kendi kutsallığınızı kabul edersiniz. Cevapları dış dünyada aramak yerine sezgilerinize kulak verirsiniz. Tanrı’yla işbirliği yapan bir yaratıcı haline gelirsiniz.

Dünya’da yaşarken iyiyle kötüyü, karanlıkla aydınlığı birbirinden ayırmaya eğilimliyiz. Yine de karanlık ışığa hizmet eder. Karanlık sizin hizmetçiniz ve öğretmeninizdir. Bunu anladığınızda, ikililiğin ötesine geçerek bir olursunuz.

Çocuğunu seven bir anne onun büyümesine yardımcı olur. Çocuğun içinde, olgunluğa ulaşmak için sadece tecrübe kazanması ve gelişmesi gereken küçük bir yetişkin olduğunun bilincindedir. O çocuk gibi, siz de tecrübe kazanmak ve gelişmek için buradasınız. Ruhunuz kutsal ve bir anne gibi size yol gösteriyor.

Birlik kendi kutsallığınızı kabul etmektir. Sadece Birlik vardır. O Tanrı’dır. Aynı zamandan sizsinizdir!

Erguvan Özbek

Kişisel gelişim eğitmeni. Pazarlama uzmanı. Dijital pazarlama sevdalısı. Konuşmacı. Çözüm üreticisi. Düşünür.

İlgili Yazılar

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu