Kişisel Gelişim

Yüksek Farkındalık Yasaları

Yüksek farkındalık yasaları ile bedensel titreşiminizi arttırın.

Evrensel Yasalar

Yüksek Farkındalık Yasaları

1. Denge ve Kutupluluk Yasası

Salıncakta oturan bir çocuk, salıncak mümkün olan en uç noktaya kadar ileriye ve geriye doğru sallanıncaya dek, durmadan genişleyen bir yay çizerek hareket eder. Bu durumu ihtiyaç duyduğu kadar tecrübe ettikten sonra, yavaşlayıp dengeli ve hareketsiz bir hal alır. Yaşamlarımızın da buna benzer bir ivmesi vardır. Hayatın önce bir yönünü, sonra da onun tam tersini tecrübe ederiz. Bir ucu keşfetmeyi ne kadar çok istersek, salıncak merkezden o kadar uzağa savrulur. Sonra da tam tersinin ne olduğunu anlamak için diğer yöne doğru savrulmamız gerekir.

Önceki yaşamlarımız zenginlikle geçtiyse, bu durumun tam tersi olan yoksulluğu tecrübe etmeye ihtiyaç duyarız. Hepimizin içinde çözülmemiş yönler vardır ve denge içinde yaşayabilmek için zıt eğilimlerimizi birleştirmeyi amaçlarız. Günümüzde bilinç seviyesi büyük bir hızla yükseldiği için, dengeye ulaşana dek birçok yaşam sürmek yerine, kişiliğimizin farklı yönlerini aynı anda öne çıkarıp onları bu yaşamımızda dengelemeyi hedefliyoruz.

Manik depresif bozukluk gösteren insanların, bir uçtan diğerine büyük bir aşırılıkla geçiş yapmaları kontrolden çıkmalarına sebep olur. Zaman zaman çok cömert ve verici olan bir insanın, sonrasında cimri ve pinti tutumlar sergilemesi de kutuplar arasında yer değiştirmektir. Böyle insanların görevi para konusunda dengeyi bulmaktır.

Kutupluluğun başka bir yaygın örneği de çok öfkeli ve kontrolcü davranıp, sonrasında mesafeli ve ilgisiz davranışlar sergilemektir. Bunlar birbirine zıt kontrolcü davranışlardır. Açık yürekli ve soğukkanlı olmak dengenin bulunmasını sağlar. Oburluk yapmak ve açlık çekmek de zıt kutuplardır. Kontrolünüzü yitirdiğinizin, bu yüzden elinizden geldiğince kontrolü ele almaya çabaladığınızın göstergesidir.

Erkeksi enerji eylemi, düşünmeyi, mantığı ve girişkenliği temsil ederken, kadınsı enerji ise var olmayı, yaratmayı, sezgileri ve edilgenliği temsil eder. Hedefimiz bu nitelikleri içimizde bütünleştirerek, sezgilerimize kulak verecek ve eyleme geçecek; yaratıcı fikirler üretecek ve onları gerçekleştirmeyi düşünecek bir denge sağlamaktır. Dinlenebilir ve eğlenebiliriz. Besleyebilir ve koruyabiliriz. Bu niteliklerden herhangi biri dengeli değilse, yeniden içimize dönüp yaşamımızda yeni tercihler yapmamız gerekir.

Çocukken maruz kaldığınız davranış biçimlerinden hoşnut kalmadıysanız, kendi çocuklarınızı yetiştirirken aşırıya kaçarak bu durumu telafi etmeye çabalamanız muhtemeldir. Örneğin ebeveynleriniz tutumlu ve cimriyse, çocuklarınız için karşılayabileceğinizden daha fazla harcama yapabilirsiniz. Aşırı korumacı ebeveynlere sahipseniz, çocuğunuza gereğinden fazla özgürlük tanıyabilirsiniz.

Her zaman dengeyi bulmaya çabalarız. Onu bulduğumuzda dersimizi öğrenmişiz demektir. Artık bunu her zaman uygulayabiliriz. Kişiliğimizin bazı yönlerini dengelemek, bisiklete binmeyi öğrenmeye benzer. İki yana düşerek ilerlemeye çabalarsınız. Sonra sallanarak ilerlersiniz. Derken nihayet dengeyi bulur ve sorunsuzca ilerlemeye başlarsınız. Yıllardır bisiklete binmemiş olsanız da, ilk denemenizde kolaylıkla başarıya ulaşırsınız. Belki bir iki kez sallanırsınız, fakat ilk öğrendiğinizdeki kadar yalpalamanız mümkün değildir. Her konuda böyle bir dengeye ulaşmak için çabalarız.

Amacımız hayatımızın her yönünü dengelemektir!

2. Karma Yasası

Nefret ve öfke zarar verici enerjilerdir. Dışarıya gönderdiğiniz bu enerjiler de bir şekilde size geri dönecektir. Geri dönüş biçimi bir köpek ısırığı, sağlığınızda bozulma, bir kaza ya da sizden nefret eden bir insan olabilir. Karma yasasının ilkesi “ne verirseniz onu alacağınızı” garanti eder. Kötü düşünceler ve eylemler size geri döner. Nezaket, düşünceli olma, sevgi, neşe ve cömertlik için de aynı şey geçerlidir. Bu nitelikler onları Evren’e gönderdiğiniz ölçüde, herhangi bir zamanda yaşamınıza girecektir. Gönderdiğinizden başka bir yönden kaynaklanması da mümkündür.

Karma kayıt altına alınır ve dengelenir. Sevgi dolu düşünceler, duygular, sözcükler ve eylemler kredilerdir. Olumsuz davranışlar ise borçlardır. Evren en az beklediğimiz anda bunları karşımıza çıkarır. Karmadan haberi olmayan insanlar iyi ya da kötü olan bu durumları kader ya da şans olarak adlandırır.

İhtiyaç duyduğunuz zamanlarda kullanmak üzere karma bankasında krediniz olmasına özen göstermek duyarlı bir davranıştır. Herkesin iyiliğini gözeterek düşünür konuşur ve eyleme geçerseniz ‘şanslı’ bir insan olursunuz.

Ailenizi karmanız belirler. Siz doğmadan önce ruhunuz bir aile seçer. Geçimsiz bir aileye dahil olmanız, geçmiş yaşamlarınızdan birinde hissettiğiniz duyguların ya da yaşadığınız durumların sonucu olabilir. Sorunları çözmek konusunda bir şans daha istediğiniz için bu yaşamınızda o ailede doğmayı seçmişsinizdir. Aileniz ruhunuzun öğrenmeye ihtiyaç duyduğu dersleri almasını sağlar. Ailenizin üyeleriyle aranızda yakın, sıcak, sevgi dolu bir ilişki olması, kesinlikle başka bir yaşamda onlarla aranızda bir sevgi bağı olduğunun habercisidir. Bu yaşamda sizi desteklemeleri ve sağlam bir sevgi kaynağı işlevi görmeleri için onları seçmişsinizdir.

Aile üyelerimizle iletişim kurarız, çünkü dünyaya gelmeden önce ruhumuz bu yaşamımızda birbirimizle iletişim kurmayı öğrenmeye ihtiyaç duyduğumuza karar vermiştir. Akrabalarımızın büyümemiz ve karmamızı dönüştürmemiz için bize sunduğu fırsatları kabullenmeyi genellikle reddederiz. Onun yerine eski kan davalarını, kopukluk hislerini ve rahatsızlıkları sürdürmeyi tercih ederiz. İnsanların sık sık “Arkadaşlarımızı seçebiliriz, fakat ailelerimizi asla” dediklerini duyuyorum. Aslında biz arkadaşlarımızı karakterimize göre seçerken, ailelerimizi Yüksek Benliğimiz seçer.

“Başkalarını sevip onlara destek olarak karmik ilişkilerin şifa bulmasını sağlarız.”

Biriyle aranızda sorun varsa, onun iyiliğini dileyin. Bunu yapmanız karmanın şifa bulmasını sağlayacaktır.

Karma yaşamdan yaşama aktarılır. Bir sonraki yaşamımıza dek eylemlerimizin sonuçlarıyla karşılaşmamamız olasıdır. Bu yüzden bir eylem ve onun sonucu arasında genellikle belirgin ve gözle görülür bir bağlantı bulunmaz. Bu durum birçok insanın Etki ve Tepki Yasası’nı unutmasına yol açmıştır. Titreşimimiz ne kadar yüksekse, karma o kadar çabuk geri dönüş yapar. Hiçbir şeyin yanınıza kar kalmadığını hissediyorsanız, karma size hemen geri dönüş yapıyor demektir. Bu durum Evren’e gönderdiğiniz her şeyin hemen size geri döndüğü anlamına gelir. Karma bilançonuzun zamana ayak uydurması, evrimin yüksek seviyelerine ulaştığınızın göstergesidir. Ruhunuz artık borç biriktirmenize müsaade etmemektedir.

Sağlam bir geleceğin keyfini çıkarmak istiyorsanız evrensel borçlarınızı ödeyin ve Evren bankasında kredi biriktirin!

“Unutmayın! Ne ekerseniz O’nu biçersiniz!”

3. Reenkarnasyon Yasası

Carne’ kelimesi et anlamına gelir. Ruhunuzun fiziksel bir bedene girmesi enkarnasyondur.

Reenkarnasyon ise fiziksel bedene bir kereden fazla geri dönmektir. Reenkarnasyon Yasası’na göre, bir yaşamın sonunda çözülmemiş ya da tamamlanmamış meseleler varlığını sürdürüyorsa, ruhunuzun onları çözümlemek ya da tamamlamak üzere insan formunda geri dönme fırsatını kullanmasına müsaade edilir.

İş ortağınızı dolandırdıysanız, ruhunuz başka bir yaşamda ona yardımcı olup yaptığınızı telafi etmek için dünyaya geri dönmek isteyecektir. Bir erkek karısına zarar verdiyse ruhunun bu borcu ödeyebilmesi için ikisinin de ruhu beraberce dünyaya geri dönmek isteyecektir. Yeniden karı koca, ebeveyn ve çocuğu ya da öğrenci ve öğretmeni, hatta arkadaş olarak reenkarne olabilirler.

Ruhumuzun geçmişi bir kenara bırakma arzusu yüzünden genellikle benzer koşullar altında dünyaya geliriz. Dünya’ya, bu özgür seçim boyutuna geldikten sonra, evrensel aleme özgü idealleri ve bakış açısını unutmak çok kolaydır. Aynı hataları yeniden yaparak reenkarnasyon döngüsüne hapsoluruz. Yukarıda nasılsa, aşağıda da öyledir. Bir çocuk önce kreşe, sonra anaokuluna, ilkokula, ortaokula ve liseye gider. Büyüdükçe yüksekokula, ardından üniversiteye gider ve en sonunda mastır ya da doktora yapabilecek düzeye gelirler.

Dünya; derslerimizin deneyimler biçiminde bize sunulduğu bir öğrenim kurumudur. Teneffüsler, hafta sonları, sömestreler ya da tatiller ölüm olarak bilinir. Ruhumuz tatil yaptıktan sonra yeniden ete bürünüp okula geri döner. Okula giden bir çocuk ve ebeveynlerinin her dönemin sonunda alınan karneyi incelemesi gibi, biz de öldükten sonra yaşamımızı gözden geçiririz. Başarılı olduğumuzda ise, bir sonraki sömestre de ruhumuz yeni dersler almaya hak kazanır.

Dünya özgür seçim gezegenidir. Her düşünceniz, sözünüz ve eyleminiz eninde sonunda hayatınızda tezahür eder. Düşünce yapınız ve duygularınız fiziksel bedeninizi şekillendirir ve daha fazla deneyim kazanmanıza olanak tanır. Dünya düzleminin derslerinde uzmanlaştıktan sonra, ruhunuz evrenlerdeki bir çok kademede görev alabilir. Dünya kozmik açıdan timsahların yaşadığı bir bataklıkla eşdeğerdir. Sadece cesur ruhlar bu meydan okumaya dahil olmayı kabul ederler. Çamura bulanmadan buradan çıkmayı başarabilirseniz, bir kahramansınız demektir. İnsanlar genellikle çamura saplanır, bu yüzden deneyimli ruhlar onlara yardımcı olmak üzere dünyaya gelirler. Böylece onlar da kirlenerek karma borçlarını ödemek için geri dönmek zorunda kalırlar.

Günümüzde bir yenilik yaşanmaktadır. Dünya daha yüksek bir boyuta yükselmektedir. Bunun sonucunda bataklıktaki çamur kurumaya, tüm çöpler ve kirli çamaşırlar günışığının altında görülmek üzere yüzeye çıkmaya başlamıştır.

Evrensel yasalar üzerinde uzmanlaşıncaya dek Dünya’ ya geri dönmeyi sürdürmeye devam edeceğiz.

4. Sorumluluk Yasası

Sorumluluk, bir insan ya da durum karşısında uygun tepkiyi gösterme becerisidir.

Ruhların bazı işleri üstlenmeleri gerektiğini bildiren alarm borusu çaldığında, ona uygun tepki veriyor musunuz? Sezgilerinize ve size gönderilen imgelere tepki veriyor musunuz? Zorluklar onlara nasıl tepki vereceğinizi görmek için Evren tarafından karşınıza çıkarılır. Başarılı olduğunuz testler sizi evrensel terfi almaya hazırlar. Sorumluluk alabileceğinizi kanıtlamak size kalmıştır. Birçok ruh size bel bağlamış olabileceği için terfi almadan önce testi geçmeniz gerekir. Yukarıda nasılsa, aşağıda da öyledir.

Çocuğunuzun arabanızı güvenli bir biçimde kullanacağına inanırsanız, arabanızı ona memnuniyetle ödünç verebilirsiniz. Saygın ve duyarlı davranılacağına güvenilen öğrenciler, öğrenci temsilcisi seçilir. Çalışanlar, olası sorunların üstesinden gelebileceklerini kanıtlayana dek terfi alamazlar. Evrensel Güçler bir işi düzgün yapabileceğinize inandıklarında, onun sorumluluğunu size verirler.

Hayatta spiritüel sorumluluklar aldığımız belirli zamanlar vardır. Bunlardan biri, dünyaya bir çocuk getirmektir.

Bebeğin doğumu planlanmış olsa da olmasa da, Yüksek Benliğiniz ve bebeğin Yüksek Benliği bunu kabul etmiştir. Spiritüel gelişiminiz bu durumda nasıl tepki göstereceğinize bağlıdır. Engelli bir çocuğun enkarne olmasını sağlamak fazladan sorumluluk almanıza neden olacak, daha fazla meydan okumayla karşılaşmanızı ve kabul ettiğiniz sürece daha fazla gelişme fırsatına sahip olmanızı sağlayacaktır.

Önemli bir projeye başladığınızda ya da büyük bir iş girişiminde bulunduğunuzda, birçok ruh verdiğiniz kararlardan etkilenecektir. Örneğin bir okulun ya da hastanenin yöneticisi konumundaysanız, birçok kişinin sağlığından sorumlusunuz demektir. Zorlukların karşısında kararlılıkla durabiliyorsanız, ruhsal gelişiminiz hızlanacaktır.

Meydan okumalar ve sorumluluklar insanı onurlandırır. Spiritüel açıdan daha büyük şeylere hazır olduğunuza işaret ederler.

Bakımını üstlenmeniz için size verilen her şey ve herkes sorumluluğunuzdur. Bu meydan okumalar karşısında tepkisiz kalırsanız sahip olduğunuz şey sizden alınır ve başka bir zamanda yeniden karşınıza çıkarılabilir. Hayatınızdaki her şey size ödünç verilmiştir. Çocuklarınıza, evinize, bahçenize, giysilerinize ve kitaplarınıza nasıl bakıyorsunuz? Onlarla ilgilenmek sizin sorumluluğunuzdur. Kendi ihtiyaçlarınızı karşılayamıyorsanız yaşamda önemli sorumluluklar alamazsınız. Duygusal durumunuzun ve ruhunuzun bakıma ihtiyacı vardır.

Bedeniniz ilgilenmeniz gereken bir tapınaktır. Öncelikle kendinize özen göstermelisiniz. Böylece başkalarına yardımcı olabilecek bir duruma gelebilirsiniz. Ancak küçük çocuklar dışında, hiç kimse adına sorumluluk yüklenemezsiniz. Her birey kendi duygularından ve kaderinden sorumludur. Hiç kimsenin yükünü onun adına sırtınızda taşıyamazsınız. Aksi takdirde kişinin gelişimini önlersiniz. Sizin sorumluluğunuz başkalarına destek olmak, güç vermek ve sorumluluklarını yerine getirmeleri konusunda onları cesaretlendirmektir.

Başka birinin kararlarının sorumluluğunu üstlendiğimizde, onların en yüksek gelişim seviyesine ulaşmalarına engel oluruz.

Gerçek sorumluluk çevrenizdeki herkesin ihtiyaçlarına karşılık verebilme becerisidir – çiçeklerin, ağaçların, hayvanların, insanların ve gezegenin ihtiyaçlarına . . . Evrimleşmiş bir varlık Evren’deki her canlıya şefkatle yaklaşır.

Birilerinin incineceğini, öfkeleneceğini, kıskanacağını ya da üzüleceğini düşündüğünüz için bir durumu ya da kendinizi nasıl hissettiğinizi açıklayamıyorsanız, onların duygularının sorumluluğunu üstleniyorsunuz demektir. Onlara haksızlık ediyorsunuz. Dürüstçe duygularınızı açıkladığınızda kendi sorumluluğunuzu üstlenir, bu sayede hem kendinizi hem de karşınızdaki kişiyi özgürleştirirsiniz.

Kendimden ve seçtiğim yollardan ben sorumluyum ve başkalarının da kendi sorumluluklarını üstlenmelerine izin veriyorum.

5. Ayırt etme Yasası

Bir bebeğin doğruyla yanlışı birbirinden ayırt etmesi beklenemez. Fakat aynı şey bir yetişkinden beklenir. Ne kadar evrimleşirsek, ayırt etme yetimizin o kadar gelişmiş olması beklenir. Doğal olarak bu konuda bazı testlere tabi tutuluruz. Size bir şey anlatıldığında, rehberlik edildiğinde, yeni biriyle tanıştığınızda, bir iş teklifi aldığınızda, kendi içinize dönüp hu konu hakkında nasıl hissettiğinizi gözden geçirin.

Genç ruhlar her yolu ve patikayı keşfeden gezginlere benzerler. Farklı rotaların, kuru, çamurlu, geniş, dar, aydınlık ve karanlık yolların kendilerine sunduğu deneyime ihtiyaç duyarlar. Herkesle birlikte yolculuk edebilirler. Daha yaşlı ve bilge ruhların ise amaçlarına uygun olan yolu seçmeleri, yol arkadaşlarını seçerken ayırt etme becerilerini kullanmaları beklenir.

Derinlerde bir yerde her şeyi biliriz. Sezgilerimiz karşımızdaki insanın dürüst davranıp davranmadığını anlamamızı sağlar. Genellikle mantığımız algıladıklarımıza karşı çıktığı ya da onlara inanmak istemediğimiz için buna kulak asmayız. Sezgilerimize aldırış etmeyiz. Gerekli ayrımı yapmazsak bunun sonuncunda ortaya çıkacak karma yükünü üstlenmek zorunda kalırız. Dahası, farklı bir maskenin ardına gizlenmiş başka bir test yeniden hayatımıza girecektir.

İnsanları cinsiyetine, ten rengine, dinine ya da fiziksel yapısına bakarak ayırt etmek evrensel bir davranış değildir. Birçok kişi herhangi bir sebepten ötürü ayrım gözetmenin yargılayıcı bir tutum olduğunu düşünür. Yaşamlarına ve işyerlerine girmek isteyen herkesi kabul etmeleri gerektiğini hissederler. Durum böyle değildir. Ayırt etme yetimizi kullanmamız gerekir. Arkadaş ya da terapist seçimi yaparken karşınızdaki insanın enerjisi size doğru geliyor mu? İş ortağınızın fikirlerinizi destekleyeceğini gerçekten hissediyor musunuz? Bu insanla randevulaşırken kendinizi rahat hissediyor musunuz? Hayatınıza girmesini istediğiniz kişileri seçmek hakkınızdır. Hayır dediğinizde yargılayıcı davranmazsınız. Ayırt etme yetinizi kullanmış olursunuz.

Tüm arkadaşlarınız şiddet içerikli bir film izlemek istiyorsa, sadece onlara eşlik etmek isteyip istemediğinize değil, arkadaş olarak sizinle uyumlu olup olmadıklarına da karar verme vaktiniz gelmiştir. Farklı olmaya, sizin için doğru olduğunu sezdiğiniz şeylerin arkasında durmaya hazır mısınız?

Masanın üzerinde duran kağıt parçası, karıncalara çöl gibi görünebilir. Bir insana göre ise önemli bir belge olabilir. Varoluşu daha geniş bir perspektiften inceleyen bir astronotun gözünde ise o kağıt önemsizdir. Hepsi de kendi bakış açısına göre haklıdır. Tüm yazarlar ve öğretmenler, birbirinden farklı evrensel bakış açılarını tecrübe ederler. Ancak kendi ulaştıkları seviye üzerinden iletişim kurabilirler. Hepsi de kendi bakış açısına göre haklı olabilir. Ancak günümüzde karanlık güçler hafifçe bozulmuş bilgileri öne çıkarmak için saf olmayan kanalları kullanmaktadır. Gerçeğin bazı yönlerinin hafifçe çarpıtılması kafa karışıklığına yol açabilir. Onların amacı da budur.

Bir bedenin içinde yaşayan hiç kimse gerçeğin tamamını bilemez. Bunu ancak Yaratıcı bilir, fakat siz de zihninizi açık tutabilir ve sezgilerinizin size rehberlik etmesine izin verebilirsiniz.

“Sezgilerinize kulak verin ve size rehberlik edeceklerine güvenin.”

6. Onaylama Yasası

Bilinçaltınıza girip programlanmanızın bir parçası oluncaya dek sürekli tekrarlanan düşüncelere ya da cümlelere onaylamalar denir. Onaylamalar düşüncelerinizi ve kelimelerinizi şekillendirirler ve üzerinizde inanılmaz derecede güçlü bir etkileri vardır. Birçoğumuz tüm zamanımızı bilinçsiz onaylamalar yaparak geçiririz. Zihnimize iyice yerleşinceye dek aynı düşünceleri aklımızdan geçirmeye devam ederiz.

Gerçekliğimiz haline gelinceye dek aynı söylemleri üst üste dile getiririz. Sürekli tekrarladığımız söylemler olumlu ya da olumsuz, faydalı ya da zararlı olabilir. Bilinçaltınız bir bilgisayar gibidir. Kişiliksizdir. Hiçbir ayrım gözetmeden her şeyi kabul eder. Bu yüzden onaylamalarınız bilinçaltınızdaki dosyalara sızarak kendinizi nasıl hissettiğinizi ve nasıl davrandığınızı derinlemesine etkilemeye başlar.

Bir tahta parçasına çivi çakıldığını gözünüzde canlandırın. Çiviyi başparmağınızla ittirirseniz tahtaya saplanması epey vakit alacaktır. Çekiçle vurduğunuzda ise kısmen tahtanın içine gömülecektir. Vurduğunuz her çekiç darbesi onun tahtaya daha fazla saplanmasını sağlayacaktır. Düşünceler inançları zihninize doğru ittirirler. Onaylamalar ise çekice benzer bir etki yaratarak onları iyice içeriye gömerler.

Sürekli “Ben bir başarısızlık abidesiyim” diye düşünürseniz, sonunda başarısız olduğunuza inanır ve o şekilde davranırsınız. Bunun sebebi size yardımcı olmayan bir onaylamada bulunmanızdır.

Onaylamalarımıza daha fazla enerji verip onları vurguladıkça, inanç sistemimizin daha da derinine işlemelerine sebep oluruz.

Tatillerinizin her zaman mutsuz geçtiğini tekrar edip duruyorsanız, bu durumu üç şekilde hayata geçirirsiniz.

  • Seçici olarak kötü anları hatırlarsınız.
  • Tatilinizin mutsuz geçmesine yol açacak şekilde davranırsınız.
  • Evren size inandığınız şeyi, bu durumda ise mutsuzluğu getirir.

Onaylama Yasası’ na göre onayladığınız şeyi gerçek kılarsınız. Olmak istediğiniz kişi olduğunuzu onaylayın.

Düşündüğünüzden daha kısa süre içerisinde ona dönüşeceksiniz. Sahip olmak istediğiniz şeye sahip olduğunuzu onaylarsanız, o şey size doğru çekilecektir. Onaylamada bulunmak için, kelimelerinizi enerji dolu ve kararlı bir tavırla dile getirin. Böylece onları iyice zihninize kazıyabilirsiniz.

Onaylamada bulunurken sadece olumlu kelimeler kullandığınızdan emin olun.

Bilinçaltınız olumsuz ifadeleri ayırt edememektedir. Onları yok sayar. Örneğin: “Bu evde yaşamak istemiyorum,” onaylaması sürekli tekrar edilirse, olumsuzluk eki olmayan hali bilinçaltımıza kazınarak “Bu evde yaşamak istiyorum,” cümlesine dönüşür. Bu durumda tekrar edilecek uygun onaylama “Taşınmaya hazırım” olacaktır. Taşınmak istediğiniz evi detaylı bir biçimde tarif edip “Yeni evimde mutlu ve başarılıyım,” diye onaylamak daha da etkili olacaktır.

“Kaybetmeyeceğim” onaylaması, olumsuzluk eki yok sayıldığı için zihnimizin bilgisayarına ‘kaybetmek, kaybetmek, kaybetmek’ olarak işlenir. Sadece olumlu cümleler kurun: “Kazanan benim.”

Onaylamalar şimdiki zaman için geçerli olmak zorundadır.

Bir bilgisayarın geçmiş ya da gelecek gibi bir kavramı yoktur. Yarın sağlıklı olacağınızı onaylarsanız, yarın asla gelmez. Onaylama yaparken ‘Sağlıklıyım’ gibi cümleler kullanabilirsiniz. Onayladığınız şeye dönüşürsünüz. Güzel bir bahçeye sahip olmanın en hızlı yolu, şimdi güzel bir bahçeye sahip olduğunuzu onaylamaktır. Bunu yapmak bu imgeye tutunmanızı ve onu gerçekleştirmenizi sağlayacaktır.

Etkili onaylamalar basittir.

Karmaşık onaylamalar o kadar kafa karıştırıcıdır ki, onları anlayabilmek zihninizin açık olmasını gerektirir. Şuna benzer faydasız onaylamalar da vardır: “Artık bir ilişki yaşamaktan korkmuyorum, çünkü babamı seviyor ve çocukken bana yaptığı her şey için onu affediyorum, bu yüzden beni seven ve benimle benzer ilgileri paylaşan bir hayat arkadaşım olmasını hak ediyorum”

İki basit onaylamada bulunmak daha yerinde olacaktır.

“Babamı seviyorum. Mutlu bir ilişki yaşamayı hak ediyorum.” Bu onaylamalar köklenmeye başlayınca “Şimdi mutlu bir ilişkim var” onaylamasında bulunun. Sonra sürekli mutlu bir ilişki yaşadığınızı imgeleyerek, halinizden memnun, kendi değerinizin farkında olduğunuzu dışa vuran tutumlar sergileyin.

Kafiyeli ya da ritmik onaylamalar bilinçaltınıza daha kolay yerleşir.

Zor bir gün geçiriyorsanız şu kelimeleri mırıldanın. “Neşeli ve mutluyum. Bugünden umutluyum.” Sonra da gününüzün nasıl değiştiğini izleyin.

“Sakinim ve merkezimdeyim, sessizlik ve sükunet içindeyim. Kendimi seviyorum ve her zaman seveceğim.” Bu onaylama beni yatıştırarak ne kadar değerli olduğumu hatırlamamı sağlıyor. Transa girerek zihninizi açıp onaylamaları daha kolay kabul edecek hale gelebilirsiniz.

Örneğin hayal kurarken bilinçaltınız onaylamaları kabul etmeye açıktır. Televizyon izlediğiniz ya da işinize odaklandığınız anlarda olduğu gibi, zihniniz tamamen meşgulse, bilinçaltınıza ulaşmak daha kolaydır. Tamamen rahatlamış bir haldeyseniz ya da şekerleme yapıyorsanız, hatta hafif bir uykuya daldıysanız, onaylamalar kolayca bilinçaltınıza girecektir. Bu doğal trans hallerini kullanarak onaylamaların gücünü arttırabilir, onların bilinçaltınıza işlemesini hızlandırabilirsiniz. Bunun yöntemlerinden biri de onaylama kasetleri dinlemek ya da ihtiyaç duyduğunuz onaylamaları bir kasete kaydetmektir.

Onaylamaların sürekli tekrar edilmesi gerekir. Bir onaylamayı seçtikten sonra araba kullanırken, yürürken, tuvalette, yüzerken ve tüm diğer boş anlarınızda onu tekrar edin. Zihninizi olumlu ifadelerle doldurursanız kısa süre içinde yaşamınızda bazı değişimler gerçekleştiğini fark edersiniz.

Başkalarına karşı da sürekli olumlu onaylamalarda bulunun. Küçük kızınıza becerikli olduğunu sürekli söyleyerek onun becerikli olmasına yardım edersiniz. Çocuklarınıza, ailenize ve arkadaşlarınıza zeki olduklarını ve onları ne kadar çok sevdiğinizi söyleyerek onaylamalarda bulunun. Etrafınızdaki insanlara sahip oldukları iyi özellikleri sürekli hatırlatarak, onların titreşimlerinin ve özgüvenlerinin yükselmesini sağlayabilirsiniz. Bazı onaylama örnekleri :

  • Sağlıklı ve mutluyum.
  • Herkes beni seviyor.
  • Ofis yöneticisi olarak tatmin edici, yüksek ücretli bir işte çalışıyorum.
  • Büyük bir sevgi ve ışıkla dolu, yükselmiş bir üstadım.
  • Sonsuz sabra ve bilgeliğe sahip, yükselmiş bir varlığım.
  • Hayatım neşe ve kahkahalarla dolu.

Sanki o noktaya çoktan ulaşmışsınız gibi, olmak istediğiniz kişi olduğunuzu onaylamayı hatırlayın. Olmak istediğiniz yere ulaşmanızın en hızlı yöntemi budur. Sonra da böyle bir gerçeklikte yaşadığınızı açığa vuran tutumlar sergileyin.

“Olmak istediğiniz kişi olduğunuzu sürekli onaylarsanız kısa sürede o kişiye dönüşürsünüz.”

7. Dua Yasası

Dua etmek Tanrı ile iletişim kurmaktır. Bunun farkında olsak da olmasak da Tanrı her zaman telefonun diğer ucunda bizi dinlemektedir. Evrene gönderdiğimiz her kelime ve her düşünce bir duadır.

“Endişelenmek” olumsuz duadır. Tanrı’ya ne kadar korktuğunuzu söylemektir. Aynı zamanda gerçekleşmesini istemediğiniz her şeyi gerçekleşmeye teşvik edecektir. Edgar Cayce, düşüncelerimizi olumlu, odaklanmış bir tutum benimseyerek kaynağa yönlendirmemiz gerektiğini belirtmek için ‘Dua edebilecekken neden endişelenelim?’ demiştir.

Nasıl dua ettiğiniz önemlidir. Zengin, güçlü, bilge bir kral olduğunuzu gözünüzde canlandırın. Dahası, halkınızın iyiliğini canı gönülden istediğinizi hayal edin. Sizinle konuşmak isteyen, sizden bir şeyler dileyen insanların her gün kapınızda uzun kuyruklar oluşturduğunu hayal edin.

Sürekli sızlanan ve yaltaklanan dilenci, kendini para için alçaltmaktadır. Sonsuza dek kurban olarak kalacaktır ve onun dileğini yerine getirirseniz verdiğiniz parayı akılsızca harcayıp ertesi gün yeniden dilenmeye başlayacağını bilirsiniz.

Pazarlıkçı ise “Bana şunu bahşederseniz, sizin için çalışacağım;’ demektedir. Bilge bir kral olduğunuz için onun kalbini okuyabilirsiniz, bu yüzden sizi kandıramaz.

Sonra manipülatörler yumruklarını sallayarak size yaklaşır. “Bana iş vermezseniz size öfkelenirim. “Bana yardım etmezseniz kendimi öldürürüm”. “Bana bir fırsat tanımazsanız tamamen vazgeçeceğim”. Tahtınızdaki bağımsız konumunuzda otururken, bu istekleri yerine getirmeniz muhtemel midir?

Bir sonraki ziyaretçiniz düzenbazdır. “Bakalım ne koparabileceğim?” dercesine bir tavır sergileyerek kendini methetmeye başlar. İstekte bulunmasının denemeye değer olduğunu düşünür, fakat yaşam biçimini değiştirmek gibi bir niyeti yoktur. Kusura bakma, genç adam.

Onun ardından mahzun suratlı üzgün bir kadın karşınıza gelir. “Hiçbir şeyi hak etmiyorum. Zavallı bir günahkarım fakat yine de istediğimi bana verin”. Acınacak derecede düşük özsaygısı ve bir şeyleri hak etmediğine yönelik inancı, ona verdiğiniz şeyi kısa süre içinde kaybedeceğini açığa vurur.

Sonra açgözlü bir insan huzurunuza çıkar. “Daha fazlasını, daha fazlasını istiyorum.”

En sonunda gözlerinizin içine bakıp “Başarmak istediğim şey bu. Şimdiden yürürlüğe koyduğum planlar da bunlar. Sizden ihtiyaç duyduğum şey ise şu,” diyen kişi çıkagelir. O zaman tahtınızdan inerek onu sonuna kadar destekleyen ortağı haline gelirsiniz.

Bir de içtenlikle dua eden insanlar vardır. Duaları kalbinize dokunur. Onların dualarına yanıt verirsiniz. Bir başkası da saf niyetle dua eder. Onun dualarını da karşılıksız bırakmazsınız.

Tanrı da aynen bu şekilde tüm dualara karşılık verir. Bazen bizin iyiliğimiz için “Hayır” der. Uğruna dua ettiğimiz her şeye sahip olmadığımız için şükretmemiz gerekir.

Dualarınızın karşılık bulmasını beklerken yaşamınızdaki belirgin ve pratik çözümlere odaklanın.

Dua Yasası şöyledir:

İnanarak istediğiniz şeyler size verilecektir. İnanç duaların gerçekleşmesini sağlayan aktif bir bileşendir. Duanızı ettikten hemen sonra, istediğinizi size ulaştırdığı için Tanrı’ya teşekkür etmeye başlayın. Sonra da istediğiniz şeyi almaya hazırlanın. Cennetteki depodan on meyve ağacı sipariş ettiyseniz, teşekkür ettikten sonra gidip toprağı kazın, çukurları hazırlayın, doğru gübreleri satın alın ve meyve ağaçlarının size ulaşmasına hazırlanın. İnancınız ağaçların size ulaşmasına yardımcı olacaktır.

Birçok insan dualarının gerçekleşeceğine tam olarak inanmadan dua ederler, bu yüzden eylemsiz kalırlar. Anlamadıkları şey, inançlarının Evren’i harekete geçirerek dualarına karşılık vermesini sağlayacağıdır.

İnsanlar bazen bir şeyin gerçekleşmesi için yıllardır dua ettikleri halde hiçbir şey elde edemediklerini söylüyorlar. Müşterek bir dua ediyor, dünya barışı ya da ozon tabakasının düzelmesi gibi dileklerde bulunuyorsanız, dualarınız Tanrı’ya ulaşan devamlı bir akıntının parçası haline gelir ve aynı şeyleri dilemeye devam edebilirsiniz.

Ancak kişisel arzularınız için dua ediyorsanız, dileğinizi bir kenara bırakmanız gereken bir zaman dilimi de vardır. Babasından oyuncak bebeğini tamir etmesini isteyen küçük bir kız hayal edin. Her gün oyuncak bebeğiyle babasının yanına gidip ona bir göz atmasını istiyor, fakat bebeğini bırakmayı reddediyor. İnceleyip tamir etmesi için bebeğini babasına vermiyor. Kızı onu bırakmaya hazır oluncaya dek babanın hiçbir şey yapamayacağı açıkça ortadadır.

Bir ay ya da içinizi rahatlatacak kadar uzun bir dönem boyunca duanızı ettikten sonra, bir süre ara verin. Bu süreçte duanızın bir bölümünü değiştirmeniz gerektiği aklınıza gelebilir. Bu durum sizin için bir şeylerin değiştiğinin belirtisidir.

Başka birinin başına kötü bir şey gelmesini ya da birine karşı zafer kazanmayı dilemek duayı kötüye kullanmaktır. Olumsuz enerji eninde sonunda bir bumerang gibi geri dönüp onu gönderen kişiye çarpar.

Dua ederken mükemmellik imgesine tutunmayı sürdürün. Barış için dua ederken etrafınızda barışın hüküm sürdüğünü imgeleyin ve hissedin. Birinin iyileşmesi için dua ediyorsanız o kişinin sağlıklı ve güçlü olduğunu gözünüzde canlandırın. Fakat ölümün de bir tür iyileşme olduğunu aklınızda bulundurun. Her zaman herkese en yüksek faydayı sağlayacak şeyler için dua edin.

İlahi bakış açısı sizinkinden daha yüksektir. Uzun karmaşık dualar ya da ezbere okunan dualar gerçek değildir. Genellikle başkalarını etkilemek için söylenen sözlerdir. Dualar basit, içten, özgün olmalı ve kalbimizden gelmelidir. Sakin, odaklanmış bir haldeyken dua edin. Sakince dileyerek mucizeler gerçekleştirebilirsiniz. Dua Yasası’nı harekete geçirmenin yöntemi şudur:

  • Önce isteyin.
  • Sonra sonuçla ilgilenmeyi bırakın.
  • Duanıza karşılık verdiği için Tanrı’ya teşekkür edin.
  • İnancınızı yitirmeyin.
  • İstediğiniz şeyin size ulaştırılmasına hazırlanın.

“Dua ederken Tanrı ‘ya yönelirsiniz, Tanrı da sizin iki kat hızınızla size yönelir. İnanarak istediğiniz şeyler size verilecektir.”

8. Meditasyon Yasası

Meditasyon Tanrı’nın sesini dinlemektir. İlahi Olan’ın huzur veren sakin sesini duyabilmek için kendinizi yaşamın kargaşasından uzaklaştırmanız gerekir.

Nasıl karşılık verdiğinizi dinlemeksizin durmadan konuşmaya devam eden insanlardan biriyle hiç telefonda konuştunuz mu ? Siz araya iki kelime sıkıştırmaya çabaladıkça karşınızdaki kişi söylediklerinizi duymazdan gelerek sohbet etmeye devam eder. Böyle bir insanla iletişim kurmaya çabalarken, konuşmayı elimden geldiğince çabuk sonlandırırım. Yukarıda nasılsa aşağıda da öyledir. Verdiği yanıtları dinlemezseniz Evren de telefonu kapatacaktır.

Aldığınız yanıtları dinlemeye zaman ayırmadan durmaksızın dua ederseniz hiçbir yanıt alamazsınız, çünkü zihninizin gevezeliği Tanrı’nın araya girmesine engel olacaktır. İnsanların çoğu maymun zihinlidir. Başka bir deyişle, zihinleri durmaksızın gevezelik eden düşüncelerle doludur. Meditasyonun amacı ve niyeti, bu gevezeliği yeterince uzun süre susturarak, Kaynak’ın rehberlik ve bilgelik tohumlarını atmasına izin vermektir. Bu durgun, sessiz anlar esnasında, ilham almaya ve sorularımızın yanıtlarını öğrenmeye açık oluruz. Bazen ilahi yanıtları hemen alırız. Genellikle tohumlar ekilirken kendimizi huzurlu ve dingin hissederiz. Ardından tohumlar zamanla filizlenip büyüyerek, hayatımızın ileriki
safhalarında belirgin hale gelirler.

“Kendi içinize yönelerek cennetin krallığına ulaşabilirsiniz.” Meditasyon sırasında, bize sunulan kaynakları keşfetme fırsatına ulaşırız. Gerçek benliğimizi burada buluruz. İç dünyamıza bağlı olarak cehennemde ya da cennette yaşarız.

Meditasyon, ilahi benliğimizin büyümesine olanak vererek, kendimizi cehennemden kurtarıp cenneti yaratmamıza yardımcı olur.

Geleneksel meditasyon yapmaya katlanamayan birçok insan vardır. Onlar sessiz, durgun anlarını bahçe işleriyle ilgilenirken ya da doğada yürüyüş yaparken yaşarlar. Resim yaptığınız, bir müzik aleti çaldığınız ya da çanak çömlek yaptığınız yaratıcı anlar, zihninizdeki gevezeliğin susmasını, sağ beyninizin kutsal ilhamı almaya açık hale gelmesini sağlarlar. Zihninizin bir anlığına boş kalmasını sağlayan her şey, sizin kutsal enerjiye açılan aralıktan içeri girmenize
olanak tanır.

Meditasyonun amacı budur. Birçok geleneksel meditasyon yöntemi vardır. Hepsi de aynı temel hazırlıkları gerektirir.

  • Sizi kimsenin rahatsız etmeyeceği, huzurlu bir an seçin.
  • Bol, rahat giysiler giyin.
  • Yerde bağdaş kurun ya da bir sandalyeye oturun.
  • Sırtınızı dikleştirin.
  • Rahatlayın.

En popüler meditasyon giriş türlerinden bazıları şunlardır:

  1. Gözkapaklarınız ağırlaşıncaya dek bir muma bakın. Gözlerinizi kapadıktan sonra, zihninizde canlandırdığınız mum alevini izlemeye devam edin. Ona iyice odaklanın. Zihniniz durgunlaşınca bu görüntüye tutunmayı bırakın.
  2. Nefesinize odaklanarak burun deliklerinizden nefes alıp verin. Nefes alırken 1 ‘den 5’e kadar sayın. Nefes verirken 1’den 5’de kadar sayın. Zihniniz durgunlaşınca odaklanmayı bırakın.
  3. Sessizce bir mantrayı ya da kutsal isimleri tekrar edin veya yüksek sesle bir mantra okuyun. Mantralar ve tanrı isimleri, ilahi özellikler taşıyan kutsal sözcüklerdir. Birçok kişi güvendikleri bir spiritüel öğretmen tarafından
    kendilerine verilen şahsi mantrasını okumayı tercih eder.

“Sessizlikte ilahi bilgeliğin incilerine ulaşırsınız.”

9. Meydan Okuma Yasası

Belirli bir vakitte uyanmak istediğinizde, uykuya dalmadan önce çalar saatinizi kurarsınız. Bazı insanlar saat çalmadan hemen önce, kendiliklerinden uyanırlar. Bazılarını da söylenerek ya da sarsarak uyandırmak gerekir. Bazı insanlar ise yatakta dönüp yeniden uykuya dalarlar.

Dünya’da ruhsal bir arayış içindesiniz. Uyuyakaldığınız için arayışınızı sürdürme fırsatını kaçırsaydınız pek de mutlu olmazdınız. Evrensel kaderinizin bilincine varmanız yavaşça ve kolaylıkla gerçekleşmiş olabilir. Ancak birçok insan için aynı durum söz konusu değildir. Bir bedene bürünüp hayatın unutkanlığına sürüklenmeden önce, ruhunuz dünyaya yapmak için geldiğiniz işi es geçmeyesiniz diye, vaktinde uyanamamanız ihtimaline karşı bir çalar saat kurmuştur.

Hala uykudaysanız, görev çağrınız sizi varlığınızın derinliklerine kadar sarsan bir darbe haline gelebilir. Uyanma alarmlarının bu kadar acı verici olmasının sebebi, bazı insanların ruhsal açıdan tamamen uyanabilmek için travma yaşamalarının gerekmesidir. Şu anda dünyanın dört bir yanında birçok insanın uyanma alarmı çalmakta, fiziksel dünyanın ötesinde bir dünya olduğunu fark etmelerini sağlamaktadır.

Kişisel gelişim ve farkındalık eğitimleri insanların yavaşça uyanmalarını sağlar. Evrensel benlik aydınlanırken ruhsal yetilerin açığa çıkması sıklıkla görülen bir durumdur. Birçok kişinin üçüncü göz merkezindeki perdeler açılarak altıncı hislerinin ya da sezgilerinin ortaya çıkmasına sebep olur. Bu ikililik boyutunda karanlık ve ışık vardır. Işıktaki her şeyin karanlıkta da bir karşılığı vardır.

Karanlık bir odada uyurken güveleri fark etmezsiniz, onlar da sizi fark etmezler. Işığı yaktığınızda güveler ona doğru uçarlar. İnsanın ruhsal benliği uyandıkça ışığı giderek güçlenip görülebilir hale gelir. Saf niyetler taşımayan karanlık varlıklar, ışık saçan bu ruha doğru çekilirler. Karanlık varlıklar ışığa uçan güveler gibi, sizin ruhsal ışığınıza doğru çekileceklerdir.

Işık gerçekten parlak, güveler de siyahsa durum belirgindir. Fakat ışık herhangi bir sebepten ötürü loşsa ya da güveler açık renkliyse, onları görmek her zaman kolay değildir. Göreviniz iyiyle kötüyü birbirinden ayırt etmek, şüpheye düştüğünüz durumlarda meydan okumak ve karanlığın sizi etkileyememesi için ışığınızı güçlendirmektir. Sadece onun görülmesini sağlamanız gerekir.

Bir ‘sesin’ ya da varlığın size kendinizi iyi ya da kötü hissettirdiğini anlayabilmeniz için genellikle kendi ayırt eme yeteneğinize başvurmanız yeterlidir. Şüphede kalırsanız ona meydan okuyun. Yukarıda nasılsa aşağıda da öyledir. Bir yabancı karşınıza çıkıp sizden borç para isterse, muhtemelen onun gözlerinin içine bakıp cevabını almaya ihtiyaç duyduğunuz soruları sorarsınız. Gözler ruhun aynasıdır. Karşınızdaki kişinin gözlerine bakarak onun iyi ve dürüst olup olmadığını anlayabilirsiniz. Bu kadarı yeterli olabilir.

Ancak şüphede kalırsanız karşınızdaki insanı daha yakından incelersiniz. Nüfuzlu bir kişiyle doğrudan bağlantısı bulunduğunu söyleyen birine karşı temkinli davranabilirsiniz. Diğer yandan bir insanı yakından tanıyor ve ona güveniyorsanız, söylediklerine inanırsınız. Dürüst bir polis, evinize girmesine izin vermeden önce kimliğini görmek istemenizden memnun kalacaktır. Böylece dolandırıcılık ihtimali ortadan kalkacak, mesleğinin itibarı güvenceye alınmış olacaktır. Ancak bir dolandırıcı kendisine meydan okunmasından rahatsız olur.

Aynı şekilde, sizinle irtibat kuran ve birlikte çalışmak isteyen Yüksek Varlıklar da kendilerine meydan okunmasından memnun kalacaklardır. Bu yaptığınız dikkatli davrandığınızı, ayırt etme becerinizi kullandığınızı gösterecektir. Sorumlu davrandığınızı anlamalarını sağlayacaktır.

Rüyalarınız ve meditasyonlarınız sırasında ya da evrensel boyutla iletişim halindeyken bir varlık size yaklaşıp bir şey yapmanızı isterse, sezgilerinize kulak verin. İçinizde en ufak bir şüphe varsa, ondan size yaklaşmasının amacını belirtmesini isteyin. Size aklınızı karıştıran bir mesaj gönderiyorsa dikkatli olun. Rehberlerinizle bir süredir çalışıyorsanız ve enerjilerini tanıyıp onlara güven duyuyorsanız, meydan okumanıza gerek yoktur. Onlar sizin dostunuzdur.

Evrensel Meydan Okuma Yasası’nın işlevi sizi korumaktır. Şüpheye düşerseniz, alanınıza girmek isteyen varlıklara meydan okuyun.

Erguvan Özbek

Kişisel gelişim eğitmeni. Pazarlama uzmanı. Dijital pazarlama sevdalısı. Konuşmacı. Çözüm üreticisi. Düşünür.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu