Kişisel GelişimYaşama Dair

Korkuyu olması gereken yere koyun

Gerçek savaşçının manifesto süreci!

Bir çok yazımda bizim hayatı iki kişilik üzerinde yaşadığımızı, gerçek sen ve sahte sen olarak ayırdığımızda kendimizle ilgili daha net bilgi sahibi olabileceğimizi yazdım. Eğer okumadıysanız bu linkten “Ben neyim?” adlı yazıma ulaşabilirsiniz.

Adım adım gidelim. Hayatınızın en üst versiyonunu yaşamak için bir savaşçı kimliğine bürünmeniz gerekiyor. Savaşçıdan kastım; elde etmek istediği için sınır tanımayan bir kişilik. Kolay vazgeçmeyen, pes etmeyen, inatçı, vizyoner bir kimlik…

Gerçek savaşçı yolu aksiyon yoludur. Neden? Burada bir manifesto sürecinden bahsediyor olacağız.

Savaşçının manifestosu

Manifestonun dört aşaması var;

  1. Düşünceler
  2. Duygular
  3. Aksiyonlar
  4. Sonuçlar

Düşüncelerin duyguları tetiklediğini, duyguların aksiyon sürecini etkilediğini ve aksiyon sürecinin de hayatta elde ettiğiniz sonuçları yarattığını aktarmıştım.

Şimdi…

Düşünceler; bu dünyaya geldiğinizden itibaren doldurduğunuz bilinçaltı kalıplarından başka bir şey değil. Hayat tecrübelerinizin bileşkesi. Her biri beyinde nöronlarda saklı. Milyarlarca sinir hücresinden bahsediyoruz. Ve her an nöron yumaklarının tetiklendiğini ve bedende bazı kimyasal tepkimeler yarattığını biliyoruz. Hani saliseler içerisinde verilen tepkiler var ya. İşte onlar bedeninde artık nasıl davranılması gerektiğini ezberlediği kalıplar. Hem beynin hem de bedenin ezberledikleri. Senkronize hareket ederek minicik bir zaman dilimi içerisinde beraber tepki verirler.

Kısaca şöyle diyebiliriz, düşünceler ve duygular sizin iç dünyanızdır. Biriktirdikleriniz. Yılların getirdiği alışkanlıklar, davranışlar, tepkiler ile doludur. Öyle basit bir kaç olumlama cümlesi ile değişmez. Bilinçaltı tapınağının en kuytu köşelerinde kök salmıştır. Ortadan kaldırmak ya da yerine yenisini koymak kolay değildir ama mümkün müdür? Evet mümkündür.

Korku

Ama düşmanımızı bilmemiz lazım. Eğer biz bir savaşçıysak düşmanımızı çok iyi tanımamız lazım. Bay ve bayanlar karşınızda KORKU!

Korku nedir?

Kendinizi başarılı olarak düşünebilirsiniz ya da başarıyı arzu edebilirsiniz. Hatta “ben çok başarılıyım” diyebilirsiniz. Ama dış dünyada yani realitede başarınız bir “sonuç” olarak yoksa bilin ki başarılı değilsiniz. Sadece başarılı olma düşüncesini barındırıyorsunuz. Yani “iç dünyanızda” sıkıştınız kaldınız. Çünkü ölçü elde ettiğiniz sonuçlardır. Memnun olduğumuz ya da olmadığımız, hedefimiz olan ya da olmayan. Sonuçlar dış dünyamızdır. Aksiyon ise iç dünyamızı, dış dünyamıza bağlayan köprüdür.

Aksiyon

Öyleyse aksiyon aşaması çok önemlidir. Gerçek meyveyi görmek istiyorsanız, başarıyı tatmak istiyorsanız, iç dünyanızdan dış dünyanıza başarıyı yaratmak istiyorsanız;

Aksiyon almalısınız.

Peki bir çoğumuzun yaşadığı bir engel var. O da aksiyon almaya başladığımız andan itibaren yaşadığımız KORKULAR. Korku vardır ve hep olmak zorundadır. Korku; iç dünyanızın “savaş ya da kaç” , hayatta kalma mücadelesi için vardır. Alt beyin olarak tanımlanan ( sürüngen beyin ) medulla oblangata, yaşadıklarınızı, her anınızı bir korku filtresinden geçirerek beyine aktarır. Temel görevi aksiyon almak değil, sizi korumaktır.

Örneğin; 41. katta balkona çıktınız. Anında yüreğiniz hoplamaya başlar. Çünkü medulla oblangata hemen beş duyunuzla çevreden bilgiyi aldı. Hayatta kalma temelli işledi, filtreledi ve hemen bedene gerekli kimyasalları, hormonları üretmek üzere aktardı. Beden de yine aynı hızla gerekli tepkiyi vermek adına alarm moduna geçti ve siz hemen geriye çekilmeye başladınız. İşte iç dünyanız ve korku bu şekilde çalışır.

“Kuantum BİZ” yazım için tıklayınız!

Bu süreçler sebebiyle hayatınızda hep ikilem içerisinde kalıyorsunuz. Bir tarafınız o balkona çıkmak ve rahatlıkla etrafı seyretmek istiyor, bir tarafınız geriye adım atarak kendini korumak istiyor.

Ya da bir kitleye sunum yapacaksınız. 300 kişi sizi bekliyor. Kalbiniz yerinden çıkacak gibi atıyor. Bir çıkmak istiyorsunuz, bir çıkmamak. Bir ikilem, karşıtlık yaşıyorsunuz. Burada bir gerilim, tansiyon, direnç yaşıyorsunuz.

İşte bunun adı KORKU’dur.

Araba sürerken aynı anda hem gaza hem de frene basmak gibidir. Erteleme alışkanlıklarının yegane kaynağıdır.

Korku; hayatınızda elde edeceğiniz başarıların en büyük engelidir.

İşte burada savaşçı kimliği devreye girer. Herkesin içinde aynı mekanizma var. Ülke başkanlarının, şirket sahiplerinin, yüksek mertebelerde görev alanların, futbolcuların, konuşmacıların, yazarların… Herkesin…

Fark şu;

Korkuya rağmen harekete geçerler. İşte bunun adı;

Cesaret

Cesaret; korkuya rağmen harekete, aksiyona geçebilme kabiliyetidir. Zaten korku yoksa savaşçıya neden ihtiyaç var ki! Korku olmazsa cesareti deneyimleyemezsiniz. Korku bir acı beklentisidir. Beklenti… Beklenti nerededir? Gelecekte! O halde cesur adımlar atabilmek için korkuyu anlamalı, yerini bilmeli, korkuya rağmen harekete geçilmeli, acı beklentisinin gelecek temelli olduğuna net bir şekilde idrak edilmelidir.

Ellerinizi yarın kaldırın! Şimdi ellerinizi dün kaldırın! Yapabilir misiniz? Mümkün değil. Aksiyon dünyasında gelecek ya da geçmiş yoktur. Sadece AN! vardır.

Peki korku; geçmiş tecrübeler ya da gelecekte bir acı beklentisi temelli ise, cesur olup aksiyona geçersek ne olur?

Korku ortadan kaybolur. Engel aşılmış olur. Şartlanmış akıl geride bırakılır. Geçmiş tecrübelerinizin, aksiyonlarınızı engellemesi süreci ortadan kalkar. Geriye sadece;

CESUR AKSİYONLARINIZ KALIR!

Bu temel bilgi ve idrakiyet ile sürekli aksiyon alırsanız;

HAYATTA HER ŞEYİ YAPABİLİR, İSTEDİĞİNİZ HER ŞEYİ ELDE EDEBİLİRSİNİZ!

Yazımı beğendiyseniz yorum yapmayı unutmayın.

Kişisel gelişim kategorisindeki yazılarımı görmek için tıklayınız.

Hayatınızın en üst versiyonunu yaşamak adına güçlü bir zihniyet dönüşüm programı arayışı içerisindeyseniz “İçimizdeki Gücün Sırları” programı tam size göre. Detaylar için lütfen tıklayınız!

Erguvan Özbek

Kişisel gelişim eğitmeni. Pazarlama uzmanı. Dijital pazarlama sevdalısı. Konuşmacı. Çözüm üreticisi. Düşünür.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu