Kişisel GelişimYaşama Dair

Hikayenden değil, vizyonundan yaşa

Şartlanmış aklınıza inanmayı bırakın. Kendi vizyonunuzu yaşayın.

Şartlanmış aklınız bu dünyadaki en iyi yazarlardan birisidir. Tek bir fark vardır; yazdığı hiç bir şey gerçek değildir. Hikayedir. Vizyonunuz değildir. Gerçeklikle ilgili hikayeleri yazar. Ancak biz o hikayelere inanırsak gerçek olur. Aklın hikaye yazma gücünü anlarsak, bilinçli bir şekilde kavrarsak o zaman seçim hakkınız doğar. İki seçiminiz vardır;

  1. ya vizyonunuzdan yaşamayı seçersiniz
  2. ya da aklınızın uydurduğu hikayelerden

Vizyonunuz

Vizyonunuz istediğiniz bir şeydir. Hikayeniz ise, istediğiniz şeyi durduran. Hikayenin iki gerçeği vardır;

  1. Korku temellidir. Korku temelli olan hiç bir şey gerçek değildir. Uydurmadır.
  2. Biz onu yaratırız. Başka kimse, başkaları asla değil.

Gerçeklik yaratma süreci aynen şöyle işler; Önce hikayemizi duyarız, sonra onu sahipleniriz, sonunda hikayemiz bize sahip olur.

Çoğunluğu hiç yaşanmamış binlerce problemim oldu!

– MARK TWAIN

Aklınız karışmasın! Çünkü gerçeklerin ortaya çıktığı bir yazıyı okurken aklınız karışacak. Sizi uzak tutmaya çalışacak. O yüzden süreci biraz daha basite indirgeyelim.

Kişisel gelişim yazılarımı takip edenler “sahte sen” in tanımını biliyor. Eğer okumadıysanız “Ben neyim” ve “Kuantum BİZ” yazılarımı muhakkak okuyun.

Sahte sen, doğumunuzdan şimdiye kadar bilinçaltınıza doldurduklarınız. Gerçek ben ise doğum anında olduğunuz kişi. Gerçek ben bardağın kendisi, sahte sen ise bardağın içinde olanlar. Aklınız, bilinçaltınız da bulunan bilgiler ile hikayeler yazar ve bizim o hikayeleri gerçek zannetmemizi sağlar.

Örnek verelim;

Annenizin tabakta bıraktığınız yemeklere tepki olarak “arkandan ağlar” dediğini düşünelim. Bu kalıpsal davranış kendisine de ebeveynleri tarafından öğretildi. Siz bu kalıbı annenizden o kadar çok duydunuz ki artık bilinçaltınızda kayıtlı. Dolayısıyla her bir iş yarım kaldığında, yemeğiniz yarım kaldığında, ilişkileriniz yarım kaldığında bu kalıp hem aklınızı, hem de duyguyu ezberlemiş bedeninizi bu doğrultuda çalıştıracaktır. Hatta yarım kalmasını sağlar. Belki de sürekli hüzünlü, ağlar durumda olmanızın sebebi bile sadece bu zihin olabilir.

Ya da din öğretmenizin eğer “her gün ayetel kürsi duasını okumazsanız şeytanlardan korunamazsınız, hep peşinizde olurlar” söylemine inandığınızı ve gerçek kabul ettiğinizi düşünün. Artık kolaylıklar diliyorum çünkü her okumadığınızda zihniniz bir yığın negatif tepkiler ve olaylar sinsilesi ile size hizmet edecektir.

Yine bir örnek; 5 yaşındasınız ve babanız ile komşusu para ile ilgili konuşuyor ve zenginlerin çok kötü olduğundan bahsediyor. Rol modeliniz olan babanız yanlış düşünüyor olamaz sonuçta değil mi? Bu sözü o kadar sık duydunuz ki zihninizde zenginler sizin için artık kötü bir varlıktan başka bir şey değil. Ee sizde kötü olmak istemiyorsunuz. Bu sebeple zengin olma gibi bir durumunuz maalesef yok. Çünkü hikayenize inandınız ve o gerçek olmak zorunda!

Bu örnekler belki size bir şey ifade etmeyebilir. Sizde hayatınızda bir çok ters giden olayın ardına bakma bilincini edindiğinizde, yani gözlemci pozisyonuna geçtiğinizde en dramatik olayların ardında bile bunlar gibi basit kalıplar olduğunu göreceksiniz.

Ne demiştim? Aklınız dünyada ki en iyi yazardır. Tabii ki sizin dünyanızda. Hiç bir şey bizim ona verdiğimiz anlam kadar gerçek değildir. Hangi zorlukla karşılarsanız karşılaşın konu asla durumun kendisi değildir. Konu o duruma karşı verdiğin reaksiyondur. Cevabınızdır.

Özgürlüğün anahtarı

Hikayene inanmak zorunda değilsin. Şartlanmış aklının seni yönetmesine izin vermek zorunda değilsin. İç sesine inanmak, korkularına hizmet etmek zorunda asla değilsin!

Özgürlüğün gerçek anahtarı budur; gözlemci pozisyonuna geçip, yaptıklarınızı, inançlarınızı, düşüncelerinizi, davranışlarınızı, kalıplarınızı bilinçli bir şekilde gözlemlemek ve fark etmek. Kendinize sorular sormaya başlamak. Başkasına değil. Bu bölümde sorumluluğu %100 üstünüze almalısınız. Başkası senin iç dünyanı asla bilemez. Sadece siz bilebilirsiniz. Çünkü onları siz doldurdunuz.

Cesaretle sorular sormaya başlayın; ben bunu neden yapıyorum? Çıkarım ne? Ne işe yarayacak? Yaparsam ne olur? Yapmazsam ne olur? Neden bunu düşünüyorum? Düşünmesem ne olur? Bana faydası var mı? Benim hedeflerime ulaşmada bir engel mi değil mi?



Kendi gerçeklerinizi öğrenmenizin vakti geldi

Başarılı insanlar ile başarısız insanlar arasındaki temel farklardan birisi de, başarısızların korkunun geçmesini beklemeleridir. Harekete geçmek için korkunun, üzüntünün ve şüphenin geçmesini ya da yerine başka bir şeyin gelmesini beklerler. En mükemmel anı beklerler.

Başarılı insanlar ise korkuya rağmen harekete geçerler. Gerçek savaşçı korku kobrasını eğitir. Bakın kobrayı öldürmekten bahsetmiyorum. Kobradan kaçmaktan ya da kurtulmaktan değil, eğitmekten bahsediyorum. Çünkü korku bedenin bir parçasıdır. Hep var olacak.

Korku; hayat oyununun bir parçasıdır. İç sesiniz hiç bir yere gitmeyecek ve hep var olacak. Korku bir yere gitmeyecek. Şartlanmış aklınız hiç bir yere gitmeyecek. Ama yönetimi ele alabilir ve artık bunların esiri olmaktan kurtulabilirsiniz.

Ya düşersem! Ya ayağım kayarsa! Asansör bozulursa! Gecikirsem! Sunumum da bir şeyi yanlış söylersem! Şu olursa, bu olursa… İşte size acı beklentisine örnekler. Hiç yaşanmamış hikayeleri yazan aklınızı gözlemleyin ve yazılan hikayeleri kabul etmeyerek kontrolü ele alın! Hemen, anında!

Başarı

Başarının anahtarı, korkuya, üzüntüye ve şüpheye rağmen harekete geçmeyi öğrenmektir. Başarısız insanlar korkuları karşısında paralize olurlar. Geriye çekilirler. Hareket kabiliyetini yitirirler. Kontrol onlarda değildir. Hep başkasını, durumları suçlarlar.

Başarılı insanlar ise korku kobrasını eğitir. Kontrolü ele alır. Kendilerini durdurmasına asla izin vermezler. Gerçek hayatta başarılar, korkuya rağmen harekete geçerek elde edilir.

Savaşçı; korkuya, üzüntüye, endişeye, şartlara, konforsuzluğa, moduna, şüpheye rağmen aksiyon alır.

Hayatta ya sebepleriniz ya da sonuçlarınız vardır. İkisi bir arada olamaz.

Siz hangisini tercih ediyorsunuz?

SEBEP Mİ? SONUÇ MU?

Yazımı beğendiyseniz yorum yapmayı unutmayınız!

Kişisel gelişim kategorisinde yazılar için tıklayınız!

Özel zihniyet dönüşüm programım ” İçimizdeki Gücün Sırları” hakkında detaylı bilgi almak için tıklayınız!

Erguvan Özbek

Kişisel gelişim eğitmeni. Pazarlama uzmanı. Dijital pazarlama sevdalısı. Konuşmacı. Çözüm üreticisi. Düşünür.

İlgili Yazılar

2 Yorum

  1. 1,5 yıldır bu yolda yürümeye çalışıyorum.Ancak verilen örneklerde hep sıfırdan başladım deniyorsa da hikâyelerde hiç sıfır durumu olamadığını gördüm….

    O nedenle biraz on yargılı başlayacağım 14 güne…
    Teşekkür ederim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu