EğitmenlikKişisel GelişimKoçlukYaşama Dair
Trend

Bir tepki değil, bir tercih olarak değişim

Değişime direnmek yerine O'nu yaşamak!

İnsan doğası gereği bizler işler gerçekten kötü bir hal alana ve artık eskisi gibi devam edemeyeceğimizi fark ettiğimiz noktaya gelene kadar değişime direniriz. Bu, bir birey için olduğu kadar toplum için de geçerlidir. Kim olduğumuza, ne yaptığımıza, nasıl yaşadığımıza, neler hissettiğimize ve nelere inandığımıza ve ya ne bildiğimize bakmadan önce kriz, travma, ölüm, hastalık ve trajedi bekleriz.

Genelde ancak ” en kötü senaryoyu ” yaşadığımız zaman sağlığımızı, ilişkilerimizi, kariyerimizi, ailemizi ve geleceğimizi destekleyen değişimler yapmaya başlarız. Benim mesajım şudur: Neden bekleyesiniz?

Çoğumuz bilmemenin geçici rahatsızlığını duyarız!

Bir ıstırap ve üzüntü evresinde öğrenebilir ve değişebilir ya da bir mutluluk ve ilham evresinde bu adımı atabiliriz. Çoğu insan ilk seçeneği tercih eder. İkinci seçenekle devam etmek için, değişimin büyük olasılıkla bir nebze rahatsızlık, biraz huzursuzluk, bilinen rutinden uzaklaşma ve bir bilmeme süreci gerektireceğini kabul etmek zorundayız.

Çoğumuz bilmemenin geçici rahatsızlığını duyarız. Okumak neredeyse doğuştan gelen bir beceriye dönüşünceye kadar ilk gayretlerimizde tökezledik durduk. İlk kez keman ve ya davul çalmayı denediğimizde, ailelerimiz bizi ses geçirmez bir odaya kapatabilmeyi diledi. Temel bilgilere sahip ancak yalnızca tecrübeyle kazanabileceği ustalıktan yoksun olan bir tıp öğrencisi olan evladının kolundan kan almasına izin veren anne ve babaları kutlamak isterim.

Çoğumuz bilmemenin geçici rahatsızlığını duyarız.

Bilgiyi özümsemek ( bilmek ) ve sonra öğrendiğimiz şeyi belirli bir beceri içinize işlenene dek uygulayarak pratik tecrübe kazanmak ( nasıl yapıldığını bilmek ) çok önemlidir. Çünkü büyük olasılıkla şimdi benliğimizin bir parçasıymış gibi hissettiğimiz becerilerin bir çoğunda etkili olmuştur. Yine aynı şekilde, yaşamımızı nasıl değiştireceğinizi öğrenmek, bilgi ve bu bilginin uygulanmasını gerektirir. Bu makalenin şimdi okuyacağınız gibi; üç kapsayıcı kısma ayrılmasının sebebi budur.

  • Kısım 1: BİZ BİLİMİ
    • Bölüm 1: Kuantum Biz
    • Bölüm 2: Çevremizi Aşmak
    • Bölüm 3: Bedenimizi Aşmak
    • Bölüm 4: Zamanı Aşmak
    • Bölüm 5: Hayatta Kalmak mı, Yaratılış mı?
  • Kısım 2: Beynimiz ve Meditasyon
    • Bölüm 6: Üç beyin: Düşünmek, Yapmak, Olmak
    • Bölüm 7: Uçurum
    • Bölüm 8: Meditasyon, Geleceğinizin Dalgaları
  • Kısım 3: Yeni Kaderimize Doğru İlerlemek

Kısım 1: Biz Bilimi

Keşif yolculuğumuz, gerçekliğin doğasına, kim olduğumuza, değişimin pek çok insan için neden bu kadar zor olduğuna ve bir insan olarak bizim için nelerin mümkün olduğuna dair bilgiler içerir.

Bölüm 1: Kuantum BİZ

“Sübjektif” zihnimizin “objektif” dünyamız üzerinde bir etkisi olduğu kavramına kucak açmaya başlamamız gerekiyor. Kuantum fiziğindeki gözlemci etkisi, dikkatimizi yönelttiğimiz şeyin enerjisini adadığımız yer olduğunu söylüyor. Sonuç olarak biz maddesel dünyayı etkileriz ( ki maddesel dünya da ağırlıklı olarak enerjiden oluşur ). Bu fikri bir an durup düşünürsek, istemediklerimiz yerine istediklerimize odaklanmaya başlamak isteyebiliriz. Eğer bir atomun %99,99999’u enerji ve %0,00001′ i fiziksel maddeyse1 , o zaman ben bir şeyden çok enerjiyim!

Öyleyse neden ben aslında fiziksel dünyadan çok daha fazlasıyken dikkatimi o fiziksel dünyanın küçük yüzdesine veriyorum?

Dr. Joe Dispenza

Mevcut gerçekliğimi duyularımla algıladığım şeylerle tanımlamak, yaşayabileceğim en büyük kısıtlama değil midir?

Bölüm 2: Çevremizi Aşmak

Çevremizin, nasıl düşündüğümüzü ve hissettiğimizi kontrol etmesine izin verirsek, beynimizde bize tanıdık gelen her şeye denk düşünmeye sevk eden “sinirsel ağlar” yani aynı devreler oluşturur. Sonuçta aynı şeyden daha fazla yaratırız. Tanıdık geldi, değil mi? 🙂 Çevremizin etkilerinden kendimizi bağımsızlaştıramazsak, beynimizi her defasında yaşamımızdaki benzer sorunları, kişisel durumları ve koşulları yansıtacak şekilde programlamak kaçınılmaz olacaktır.

Bu yüzden kalıcı değişim için, yaşamımızdaki tüm fiziksel şeylerden daha büyük olmamız gerekir.

Bölüm 3: Bedenimizi Aşmak

Nasıl farkında olmadan bir dizi ezberlenmiş davranış, düşünce ve duygusal tepkiyle yaşadığımızın farkında mısınız? Sanki bir bilgisayar gibi hareket ediyoruz. Bu yüzden sadece pozitif düşünmek yetmez. Çünkü olduğumuz bireyin büyük bir bölümü bedendeki negatif kalıntılardır. Kalıcı değişiklikler yapmamız gerektiğini artık bilmeliyiz.

Kişisel gelişim kategorimiz deki yazılarımızı takip ederek kalıcı değişiklikler için fikirler alın!

Bölüm 4: Zamanı Aşmak

Farkında olarak ya da olmayarak ya gelecek olayların beklentisi ya da geçmiş anıların etkisi ( ve ya her ikisi de ) ile yaşıyoruz. Öyle ki beden sonunda mevcut anın dışındaki başka bir zamanda yaşadığına inanmaya başlar.

Yakın zamanda yapılan araştırmalar, yalnızca düşünce yoluyla beyin ve bedeni değiştirecek doğal bir beceriye sahip olduğumuz göstermiştir.

Düşünceyi diğer her şeyden daha gerçek kılabildiğimiz için, doğru anlayışa sahip olduğumuzda, olduğumuz bireyi beyin hücresi seviyesinde değiştirebiliriz. Dikkatimizi kullanıp mevcut ana nasıl erişebileceğimizi öğrendiğimizde, tüm potansiyellerin var olduğu kuantum alanı kapısından geçeriz.

Bölüm 5: Hayatta kalmak mı, Yaratılış mı?

Hayatta kalmak ile yaratılış içinde yaşamak arasında devasa bir fark vardır!

Hayatta kalmak, stres içinde yaşamayı ve dış dünyanın iç dünyadan daha gerçek olduğuna inanmayı gerektirir. Bizler “savaş ya da kaç” ( survival mode ) sinir sistemi etkisi altında yaşadıkça zehirli kimyasal kokteyler ile çalışırız. Böylece yalnızca bedenimizi, çevremizdeki şeyleri ve ya insanları ve zaman saplantımızı önemsemek üzere programlanırız. Bu modda bedenimiz ve beynimiz dengesizdir. Tahmin edilebilir bir yaşam süreriz.

Ancak gerçek anlamda yaratılış evresinde olduğumuzda, beden yoktur, fiziksel şeyler yoktur, zaman yoktur – kendimizi unuturuz. Olduğumuz şeyi hatırlamak için dış gerçekliğe ihtiyaç duyan kimlik zincirlerinden bağımsız, saf bilinç oluruz.

Kısım 2: Beynimiz ve Meditasyon

Bölüm 6: Üç Beyin: Düşünmek, Yapmak, Olmak

Dikkatimizi çevremizin, bedenimizin ve zamanın dışına odakladığımızda, herhangi bir şey yapmak zorunda kalmadan kolaylıkla düşünmekten olmaya geçebiliriz. Zihnin bu evresinde beynimiz, gerçekliğin dış dünyasında olup bitenlerle zihnimizin iç dünyasında olup bitenleri ayırt edemez. Bu yüzden eğer yalnızca düşünceyle arzu edilen bir tecrübeyi zihninizde canlandırırsak, o olay fiziksel olarak meydana gelmeden önce onun yaşatacağı duyguları yaşarız. Yeni bir olma evresine doğru ilerleriz. Çünkü bedenimiz ve zihnimiz bir bütün olarak çalışır. Kuantum alanda potansiyel bir gerçekliğe odaklandığınız anda gerçekleştiğini bedeninizde hissederseniz; istenmeyen bilinçaltı programları yeniden yazmaya başlamışsınız demektir.

Bölüm 7: Uçurum

Ezberlediğimiz ( bizim kişiliğimize dönüşen ) bilgi ve duygulardan kurtuldukça içsel dünyamızda olduğumuz kişiyle, sosyal dünyada göründüğümüz kişi arasındaki uçurum kapanır. Yaşamımızdaki her tecrübenin duygusunu önceden tahmin edebiliyorsak, yeni bir şeyin oluşması için yer kalmaz. Çünkü biz yaşamımızı gelecek yerine geçmişten gözlemliyor oluruz. Bu ruhun ya özgür kaldığı ya da tutsak olduğu kesişme noktasıdır. Bu sebeple enerjimizi duygu formunda özgür bırakmamız gerekiyor.

Olduğumuz kişi gibi göründüğümüzde, gerçek anlamda özgürüzdür.

Bölüm 8: Meditasyon ve Geleceğin Dalgaları

Meditasyonun gerçek amacı; analitik zihnin ötesine geçmek, gerçek, kalıcı değişiklikler yapabilmek için bilinçaltı zihne girmektir. Savaş ya da kaç modun da yaşamak sadece daha fazla stres ve aynı kalıba sahip sonuçlar üretecektir. Bunun yerine meditasyon ile daha üstün bir şeyle bağlantı kurduğumuzda, düşünce ve duygularımız arasında öyle güçlü bir tutarlılık yaratırız ki dış dünyamızda ki hiç bir şey, hiç kimse, hiç bir koşul ya da şart bizi o enerji seviyesinden ayıramaz. Artık çevremiz, bedenimiz ve zaman üzerinde üstünlük kazanırız!

Kısım 3: Yeni Kaderimize Doğru İlerlemek

İnsanlar doğru bilgiye ulaştıklarında ve o bilgiyi bütünüyle anladıklarında, öğrendikleri şeyleri uygulamak için etkili talimatlara sahip olurlar. Sonra tıpkı sihir gibi, gayretlerinin meyvelerini yaşamlarında geribildirim gibi hizmet eden değişiklikler olarak alırlar.

Buraya kadar eğer okuduysanız yazının bütünün de bizler için yeni ve sınırsız potansiyeller dolu bir kuantum alanı olduğunu anlamışızdır diye ümit ediyorum. Geçmişte ya da gelecekte yaşamak ve ya bedenimizin, çevremizin ve zamanın etkisi ile andan uzak kalmak sadece ve sadece aynı ezber hayatı yaşamamıza sebep olacaktır.

Meditasyon; kitaplarda abartıldığı gibi yapılmak zorunda değildir. Basitçe anlatmak gerekirse;

  1. Çevresel etkilerden kendini ayır. ( çevre etkisini kaldır )
  2. Yatarak değil rahat bir koltukta oturarak yap. ( beden etkisini kaldır )
  3. Bedenini yavaşça rahatlat. ( beden ve çevre etkisini kaldır )
  4. Dış dünyanı düşünürsen rahatlayıp içine geri dön.

Bakalım kuantum alanında bizi bekleyen ne potansiyeller var!

Eğer bu yazıyı beğendiysen aşağıda yorum yapmayı unutma!

Kişisel gelişim kategorimizdeki yazılarımızı kaçırma!

Bu yazıdaki tüm pratik bilgileri detayları ile içeren bir online kurs arıyorsan ” İçimizdeki Gücün Sırları “ online eğitimim tam sana göre. Üstelik sınırlı süre ile %85 indirimle! Aşağıda “Şimdi satın al” a tıklayabilir ve satın alabilirsin!

Erguvan Özbek

Kişisel gelişim eğitmeni. Pazarlama uzmanı. Dijital pazarlama sevdalısı. Konuşmacı. Çözüm üreticisi. Düşünür.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu